POPULER YAYINLAR

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Ne kadar hızlı kilo vereceğim?

Sıkı bir diyete ihtiyacınız var. Peki sizin için en uygun diyet hangisi? 

Uzmanların beslenme konusundaki yaklaşım ve görüşleri geniş çapta farklılıklar göstermesine rağmen hepsinin üstünde birleştiği nokta: En iyi kilo verme programı, sizin sonuna kadar takip edebileceğiniz programdır.

Şüphesiz herkes en çabuk ve sıkıntısız şekilde kilo vereceği sihirli bir diyet reçetesi arıyor. Ama işin gerçeğiyle yüzleşmemiz lazım:

Böyle sihirli bir reçete yok. Hızlı kilo vermenize yardımcı olacak her türlü diyet, kısa sürede bu kiloları tekrar ve fazlasıyla almanıza sebep olur.

Sağlıklı bir diyet programının özellikleri
- Bir egzersiz planı
- Bütün besin gruplarından derlenmiş menü
- Profesyonel uzmanlar tarafından tasarlanmış olması
- Yavaş ama istikrarlı bir kilo kaybı vaat etmesi
- Yemek porsiyonlarının kontrolüne dair ipuçları
- Yemek aralarında ufak atıştırmalara izin vermesi
- Fazlaca ilaç desteği gerektirmemesi
- Sevdiğiniz yemek ve içeceklerden küçük porsiyonlarda bulşundurması
- Bilimsel olması
- Bir destek planına sahip olması
- Çokça su içmenizi tavsiye etmesi

Size önerilen diyet reçetesinin size uygunluğunu anlamak için şu ipuçlarını kullanabilirsiniz:

1- Benim yeme stilime uyuyor mu?
Eğer diyet planı size günde altı öğün yemenizi öneriyor ve siz günde iki öğün yemeğe alışmışsanız, muhtemelen böyle bir diyet sizin işinize yaramaz. Sıklıkla seyahat eden veya dışarıda yemek yiyen biriyseniz, ev yapımı yemeklere ağırlık veren bir diyet de sizin için uygun olmayacaktır.

2.Benim egzersiz düzeyime uyuyor mu?
Bazı diyet planları pek çok egzersiz içerirken, bazıları sadece yürüyüş yapmanızı tavsiye ederler. Saatlerce jimnastik yapmanızı öneren diyetler başlangıçta kulağa hoş gelebilir ama muhtemelen bu diyete devam edemeyeceksiniz. Düzenli bir şekilde devam ettiremeyeceğiniz bir egzersiz programı öneren diyet reçetesi –ne kadar hızlı kilo kaybı önerirse önersin- size uygun değildir.

3. Bu diyeti ömrümün sonuna kadar sürdürebilir miyim?
Diyet yapma sürecini sadece kısa bir zaman dilimine sıkıştırmaktansa, bir yaşam ve beslenme alışkanlığı olarak düşünün. Bir diyete başlamayı düşünürken, o programa ömrünüzün sonuna kadar sadık kalabilecek misiniz? Değilse, hiç zahmet etmeyin. Çünkü diyerti bıraktığınızda kilolarınız geri gelecek.

4. Sevdiğim, hazırlayabileceğim ve bütçeme uygun yemekler var mı?
Size önerilen diyet listesindeki yemekleri hazırlamak için mutfakta geçirecek yeterince zamanınız var mı? Yemeklerin yanında içmeniz tavsiye edilen bazı içecekleri tüketmek uzun vadede bütçenizi sarsacak mı? Bu sorulara olumlu cevap bulmaıyorsanız, incelediğiniz diyet reçetesi size uygun olmayabilir.

5. Ne kadar hızlı kilo vereceğim?
Yarım kilo yağ 3.500 kaloridir. Yani zayıflamak için çok fazla yağ yakmanız gerekiyor. Hızlı kilo verdiren diyetlerde genellikle yağ değil su kaybedersiniz. Özellikle diyete başlangıcın ilk evrelerinde hızlı kilo kaybı yaşanırsa, bunun vücudun su kaybından kaynaklandığını bilmelisiniz.

Diyet eğer bir kilo verme yarışıysa, tavşan gibi hızlı gitmek yerine kaplumbağa gibi yavaş ve istikrarlı olmanızı öneririz. Sizin ideal diyet reçeteniz de buna uygun olmalı.

6. Diyet programı kötü alışkanlıklarımla uyuşuyor mu?
En ideal diyet, size diyet yaptığınızı hissettirmeyen diyettir. “Diyete girmek” fikri insanı psikolojik olarak rahatsız eder ve yemek konusunda takıntı yaratabilir.

Televizyonun önünde saatlerce otururken bir şeyler atıştırmak, .yemek pişirirken bir şeyler atıştırmak veya çocuğunuzun sofrada bıraktığı yemeği bitirmek gibi alışkanlıklarınız varsa, bu alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekebilir.

7. Sevdiğim yiyecekleri yemeye devam edebilecek miyim?
Bazı diyet reçetelerinde kesinlikle yasaklanmış yiyecekler listesi bulunur. Oysa insanlara “bu yemekleri yemeniz yasak” gibi kural empoze ettiğinizde, genellikle bu yiyecekleri yeme arzusunu tetiklemiş olursunuz. Eğer akşamları bir kadeh şarabınızı içmeden duramıyorsanız, veya arada bir tatlı yemeniz gerektiğini düşünüyorsanız, bunları yasaklayan bir diytet reçetesi size uygun değildir. Ama bir kadeh şarap veya ufak bir dilim kekle duramayıp devam eden tiplerdenseniz, belki de sizin ihtiyacınız olan şey ‘sıkı bir yasak’ da olabilir.

8. Küçük ama sürekli değişiklik söz konusu mu?
Bazı diyet programları belirgin değişiklikler vaat ederken bazıları ise bebek adımlarında gerçekleşecek bir değişim yaşayacağınızı söyler. İnsanın yaşam ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi kolay değildir. Yaşam ve beslenme tarzınızda ‘küçük’ ama istikrarlı değişiklikler öneren bir reçete sizin için daha uygun olacaktır.

9. Diyet reçetesi bir takım destek hapları veya detoks formülleri içeriyor mu?
Sağlıklı bir diyet programı, günlük multi-vitamin tabletleri dışında bir beslenme veya destek ilaç takviyesi içermez. Sağlıklı bir diyette, vücudun ihtiyacı olan mineral, vitamin ve proteinlerin besin maddelerinden zaten temin ediliyor olması gerekir. Doktor tavsiyesi ve doktor kontrolünde bir diyet izlemiyorsanız, ilave ilaç veya destek maddesi kullanmanız gereken bir diyet size göre değildir.

10. Diyet yaparken detaylı bir plan mı yoksa esnek bir plan mı istiyorsunuz?
Bazı insanlar, diyet listelerindeki yiyecek çeşitleri ve porsiyonların net bir şekilde tanımlanmış olmasını isterler. Bazıları ise kendi yiyecek listelerini kendileri oluşturmaktan yanadır. Her iki seçenekte de başarılı sonuçlar almak mümkündür.

Diyet planınızın sizi ihtiyacınız olan kalorilerden mahrum etmeyeceğini ve günlük yaşantınızda sizi halsiz bırakmayacağından emin olun.

Diyet sadece sizi zayıflatsın

Yüksek proteinliden düşük karbonhidratlıya tüm diyetlerin kilo vermeye yaradığı kesin.

Yüksek proteinliden düşük karbonhidratlıya tüm diyetlerin kilo vermeye yaradığı kesin. Ama acaba bu diyetler sağlığınızı nasıl etkiliyor? İşte popüler diyetler ve sağlığınıza etkileri.

-Düşük Karbonhidrat Yüksek Protein Diyeti

Felsefesi: Temel karbonhidratların (şeker, beyaz ekmek ve makarna gibi) faydası olmayan kaloriler sağladığı iddiasını savunuyor. Bu diyet sırasında tükettiğiniz kalorinin yaklaşık yüzde 50'sini tavuk, balık, hindi ve kırmızı etten alıyorsunuz. Bol miktarda protein ve az miktarda tahıl tüketerek kısa sürede kilo vermek mümkün.


İyi tarafı: Yüksek protein tüketimine dayalı diyetler sayesinde kendinizi uzun süre tok hissedersiniz; bu yüzden daha kolay kilo kaybedersiniz. Vücut proteinleri daha zor işlediği için sık sık açlık krizine girmezsiniz.
Kötü tarafı: Kısa sürede kilo vermeniz vücudunuzun bu işten kârlı çıkacağı anlamına gelmez. Uzun süre karbonhidratlardan uzak kalmak çok ciddi sağlık problemlerine sebep olur -kemik erimesi, böbrek taşı ve yüksek kolesterol gibi.

-Zone Diyeti
Felsefesi: Zone diyeti, insülin (fazla insülin kilo almaya neden olur) ve glükagon (depolanmış karbonhidratların serbest kalmasına neden olur) gibi hormonları dengede tutacak sağlıklı yeme alışkanlıklarından oluşuyor. Böylece, açlık kontrol altına alınıyor ve enerji seviyesi yüksek kalıyor.
İyi tarafı: Bu diyet az kalori içerse de, sağlıklı beslenme olanağı sağlıyor. Diyet esnasında, her öğünde az yağlı proteinler, kompleks karbonhidratlar ve sağlıklı doymamış yağlar tüketmeniz öneriliyor. Yine her öğünde tabağınızın üçte birinin tavuk, biftek gibi yağsız proteinlerden ve geri kalanının meyve ve sebzelerden oluşması tavsiye ediliyor. Yine her öğünde mutlaka zeytinyağı, avokado ya da badem gibi yararlı yağlar da tüketiliyor.
Kötü tarafı: Düşük kalori alımı enerji seviyenizi düşürebilir.

-Akdeniz Diyeti
Felsefesi: İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerin yemek yeme alışkanlıklarından oluşan bu diyet; taze balık, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan oluşuyor. Bu diyette, günlük enerji tüketiminin üçte biri zeytinyağından karşılanıyor. Balık, müsliler, sebze ve meyveler diyetin ana hatlarını oluştururken, peynir, süt, yumurta ve kırmızı şarap da içeriğinde yer alıyor.
İyi tarafı: Diyetin içerdiği besinlere erişmek kolay olduğu için uygulaması son derece pratik. Özellikle akşam yemekleri bu diyet için biçilmiş kaftan.
Kötü tarafı: Bu diyet, peynir ve şaraba izin verse de, bu iki besini az tüketmelisiniz. Aksi takdirde kilo almanız kaçınılmaz olur.

-Vegan Diyeti
Felsefesi: Vejetaryen diyetten çok daha katı kuralara sahip olan diyette; kırmızı et, balık, kümes hayvanları, yumurta, süt, süt ürünleri tüketmemeniz gerekiyor. Diyetin içeriği, meyve, sebze, tam tahıllılar, tohumlar, kuruyemiş ve baklagillerden oluşuyor.
İyi tarafı: Ağır yemekler tüketmediğiniz için cildiniz nefes alır. Sindirmesi güç olan et, süt, süt ürünleri ve yumurta yemediğiniz için vücut yorulmaz.
Kötü tarafı: Uzmanlar; kalsiyum, Omega 3 yağlı asitleri, B12 ve D vitamini gibi yararlı besinler içermeyen bu diyeti, vitamin ve mineral takviyeleriyle desteklemenizi öneriyorlar. Birçok beslenme uzmanı ise vegan diyetini önermiyor.

-Çiğ Diyeti
Felsefesi: Bu diyet, besinleri pişmemiş ve işlemden geçmemiş, yani çiğ halleri ile yemenizi öneriyor. Daha çok bir yaşam biçimi olan diyette taze meyve ve sebzeler, çimlendirilmiş tohumlar, yemişler ve tam tahıllar tüketilmesi öneriliyor. Çiğ yemeniz, et ve balıktan vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Ancak bu besinlerin belirli bir ısıda pişirilmesi öneriliyor. Bu, yiyeceklerin içindeki yararlı vitaminler ve besinleri koruyor.
İyi tarafı: Bu diyeti uygulayan çoğu insan, çiğ yemek tüketerek vücutlarını toksinlerden arındırdıklarını ve temizlediklerini hissediyor.
Kötü tarafı: Kısa vadede kendinizi iyi hissetmenize sebep olsa da, uzun vadede halsizliğe neden olabilir.

Kaynak:Sabah Günaydın

Aşık kadın daha kolay kilo alıyor

Evli veya erkek arkadaşlarıyla birlikte yaşayan bayanlar, diğerlerine göre daha çok kilo alıyor !

Kadınların doğumdan sonra kilo alma eğiliminde oldukları bilinir, ama şimdi yeni bir çalışma, çocuk doğurmasalar da erkek arkadaş ya da kocalarıyla birlikte yaşayan kadınların, diğerlerine göre daha çok kilo aldığını göstermekte.

Diğer değişkinler de göz önünde bulundurulduktan sonra yapılan hesaplara göre, ortalama 64 kilo olan bir kadının 10 yıllık kilo artışının eşli ve çocuklu kadında 9 kilogram olarak hesaplandı. Eşi olan ama çocuğu olmayan kadınlarda bu artış 7, çocuksuz ve eşsiz kadınlarda ise 5 olduğu hesaplandı.

Çocuğu olup eşi olmayan kadınların sayısıysa istatistikî açıdan bir veri edilmeyecek kadar küçük. Bir eşin metabolik değişim yarattığına inanmak için bir neden yok. Bu nedenle eşi olan çocuksuz kadınların kilo alması neredeyse kesinlikle davranışlardaki değişimden kaynaklanıyor. Dahası, 10 yıllık süreyi kapsayan çalışmada tüm kadınların düzenli olarak kilo aldıkları da görüldü. Ancak bu da hamile kadınların neden çok kilo aldığını açıklamıyor.

Avustralya'daki Queensland Üniversitesi'nde biyoistatistik profesörü ve araştırmanın lideri Annette J. Dobson, fizyolojik değişikliklerin kilo artışında bir payı olabileceğini söylüyor. "Kadın vücudu hamile kalınca kendisini kilo artışına ayarlıyor olabilir" diyen Dobson, "Hamile kadınların metabolizmaları geri döndürülemez bir biçimde ayarlanıyor olabilir" diye ekliyor. Yaklaşık 6 bin Avustralyalı kadın üzerinde yapılan çalışma, 2006 yılında biten 10 yıllık bir dönemi kapsıyor. Başlangıçta denekler 18-23 yaşları arasında kadınlardı.

Her kadın kilo, boy, yaş, eğitim seviyesi, fiziksel aktivite, sigara içip içmediği, alkol tüketimi, ilaç tedavisi ve geniş kapsamlı başka sağlık ve bakım konularındaki 300 soruyu kapsayan bir anketi periyodik olarak tamamladı.

Amerikan Koruyucu Tıp Dergisi'nin (American Journal of Preventative Medicine) Ocak ayı sayısında yayınlanan çalışmanın sonu geldiğinde, kadınların yarısından fazlası yüksek okul mezunuydu. Yaklaşık dörtte üçü eşli ve yarısının en az bir çocuğu vardı. Hemen hepsinin kilo artışı ilk bebekle birlikte gelmişti ve sonraki doğumlarsa kilo üzerinde daha az etkili oldu. Çalışmanın sonunda başlangıca göre daha az kadın sigara içerken, alkol daha fazla tüketiliyordu.

Öte yandan egzersiz yapmayan ve çalışmayan kadınların sayısında artış oldu. Ama sonuçlar tüm bu faktörlere göre ayarlandığında bile, kilo artışındaki farklılıklar kaldı. Bu araştırmaya sadece kadınlar dâhil edildi ama daha önceki bir çalışma çocuklu erkekler arasında obesitenin arttığını ortaya koşmuştu.

Utah Üniversitesi Epidemiyoloji Bölümü'nden doçent doktor Maureen A. Murtaugh, "Bu ilginç bir çalışma ve bazı önemli noktaya temas ediyor" diyor. Murtaugh, belki de eskiden daha aktif bir sosyal hayata sahip olmanın eşli kadınların kilo almalarını açıklayacağını ileri sürüyor. Murtaugh şöyle açıklıyor, "Bir restorana gittiğinizde 1 metre 82 santimlik bir adama verilen porsiyonla bana verilen porsiyon aynı. Ama ben 1.67 boyundayım ve 20 kg daha zayıfım."

50 Farklı Değişiklikle Forma Girebilirsin

Zayıf kalmak için nelere dikkat edilmeli işte size 50 tane ip ucu...

Size verilen bu ipuçlarını diyetinize dahil ederseniz sonuca ulaşmanız kesin garanti.

Zayıflamak için hayatınızda yapacağınız 50 tane farklı değişiklikle forma girebilir, sağlıklı ve ideal kilonuza ulaşabilirsiniz. Bu ipuçlarını düzenli olarak uyguladığınızda bakalım siz kaç kilo vereceksiniz...

1. Neden zayıflamak istediğinizi bilin ve zayıflama düşüncesine kendinizi ona hazırlayın.
2. Zayıf günlerinizden bir fotoğrafınızı mutfağınıza ya da buzdolabınıza asın ve ona bakın.
3. Lokmalar arasında yarım dk kadar ara vermeye çalışın, her lokmada çatalı elinizden bırakın.
4. Asla aç karnına alışverişe gitmeyin, mutlaka bir alışveriş listesi yapın ve ona sadık kalın.
5. TV izlerken ya da kitap okurken bir şey atıştırmayın, yemek yerken sadece yemeğe odaklanın.
6. Her öğünde sadece bir porsiyon ana yemek yiyin, mutlaka her öğüne salata ilave yapın.
7. Yemekten sonra hemen dişlerinizi kesinlikle fırçalayın.
8. Kendinize Karnım gerçekten aç mı sorusunu sorun ve gerçekten acıkmadan asla yemek yemeyin.
9. Isırdığınız her lokmanın tadını almaya çalışın, iyice çiğnemeden asla yutmayın.
10. Yürüyen merdivenler ve asansörler yerine genellikle merdivenleri tercih edin.
11. Yürüyüşlerinizi yemekten sonra yapınız.
12. Birşeyler içmek istediğinizde gazlı içecekler yerine bitki çayları için, alkol almanız gerekiyorsa da şarabı tercih ediniz.
13. Sebze yemeklerinin üzerine dökeceğiniz sosları suyla hazırlayın, yağ ile değil.
14. Meyve sularını yarı yarıya suyla ya da maden suyuyla karıştırıp öyle içiniz.
15. Ayakta yeme yerine, oturarak yemeyi tercih ediniz, yarım saatten fazla masada kalmayın.
16. Yemeğin dozunu fazla kaçırırsanız ertesi gün normalden daha az yemeye çalışınız.
17. Izgara yapacağınız eti yağlamak yerine soslayınız.
18. Her öğünden önce yulaflı birşeyler atıştırın, bu daha kolay doymanızı size sağlayacaktır.
19. Diyet ya da light içecekleri tercih edin, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durunuz.
20. Abur cubur yerine küçük taneli meyvelere yöneliniz.
21. Her lokmanızı 20 kere çiğnemeye çalışınız.
22. Açlık hissettiğinizde şekersiz bile olsa sakız çiğnemeyiniz.
23. Açlık hissettiğinizde evden dışarı çıkmaya çalışın, yiyeceklerden uzak kalınız.
24. Açlık hissettiğinizde bir dilim salatalık yiyiniz.
25. Kendinize vanilyalı, meyveli, limonlu buzlar hazırlayın, dondurma yerine bunları yiyiniz.
26. Davetlere gitmeden önce yağsız küçük bir yoğurt yiyiniz.
27. Peynir iştah keser, yemek öncesi'de yiyebilirsiniz.
28. Yatarken kesinlikle ağzınıza şeker atmayın ya da meyveyi yatmadan en az 2 saat önce yiyiniz.
29. Acıktığınızı hissettiğinizde su ya da bitkisel çay için, sonra gerçekten aç olup olmadığınıza tekrar bakınız.
30. Her öğünden önce bir bardak maden suyuna limon sıkıp içiniz.
31. Sevdiğiniz şeyleri küçük porsiyonlar halinde hazırlayınız.
32. Öğünler araların'da kalorisi düşük bir sebze ya da meyveyi sınırsız miktarda yiyebilirsiniz.
33. Öğün saatlerinize uymaya çalışın, öğün atlamayın ve öğün aralarında mutlaka light yoğurt, 1 porsiyon meyve ya da bir adet kepekli tost yiyiniz.
34. O öğünde ne kadar yiyecekseniz o kadar pişirin, yiyecekleri taze tüketin ve ertesi güne bırakmamaya özen gösteriniz.
35. Her zaman küçük tabaklar kullanınız, bu otomatik olarak yediğiniz porsiyonları küçültecektir.
36. Canınız tatlı bir şeyler yemek isterse 20 dakika beklemeye çalışın, tatlı isteği hala devam ediyorsa çilek, şeftali ya da karpuz gibi tatlı meyvelerden 1 porsiyon yemeye çalışınız.
37. Aynanın önünde çıplak olarak kendinizi inceleyiniz.
38. Akşam yemeklerinizi mutlaka hafif yiyin, hatta akşam 7'den sonra akşam yemeği yememeye çalışınız, çünkü metabolizmanız akşamları yavaşlar.
39. Kalorisi az menüler bulunduran restoranlara gidiniz.
40. Sebzeleri haşladığınız suyu içebilirsiniz.
41. Meyve ve sebze ağırlıklı diyetleri tercih ediniz.
42. Et ve balığı alüminyum folyo içinde pişirin, kızartma yapmayınız.
43. Haftanın bir gününü meyve günü ilan ediniz.
44. Haftanın bir gününü pirinç günü olarak değerlendiriniz.
45. Besinleri mümkün olduğunca parçalamadan tüketmeye çalışın, püre yapmamaya ve liflerini bozmamaya özen gösteriniz.
46. Bir hafta içinde yediğiniz her şeyi ve kilo değişikliklerini not ediniz.
47. Hergün güne mutlaka kahvaltı ederek başlayınız.
48. Yemekten 1-2 saat önce bir porsiyon meyve yiyin.
49. Light içeceklerin içinde tatlandırıcı bulunur, mümkün olduğunca az tüketmeye çalışınız.
50. Zayıflamayı keyifli hale getirecek ödüller belirleyin, her kilo hedefinize ulaştığınızda kendinizi ödüllendirin, tabi bu ödül pasta değil yeni bir kıyafet olabilir mesela.

Sakın hızlı kilo vermeyin

konu baslikHer bahar mutlaka, 'yaza çok az kaldı' diyerek kışın aldığınız kilolardan acilen kurtulmak istiyorsunuz... Oysa “Hızla kilo verdiren rejimler sağlıksız” uyarısını dikkate almalısınız.

Sağlıklı kiloda olmanın faydaları kesinlikle tartışılmaz. Ancak sağlıklı kiloya ulaşmak için uygulanan yöntemler de, mevcut sağlığın korunmasında çok önemli... Aksi halde uygulanan yöntemler de fazla kilo kadar, başka tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Gençler arasında moda olan diyetlerin 'kısa sürede hızlı kilo kaybı' sağlama vaadiyle zayıflamak isteyenleri kandırdığını söyleyen Beslenme ve Diyet Bölümü Uzmanı Tuğçe Aytulu, şöyle konuşuyor: "Bu tip diyetlerle vücuttaki kas dokusu ve su kütlesi zayıflamaya başlar. Oysa ki, bu kas kütlesinin korunmasının sağlık açısından büyük önemi vardır. Ayrıca kilo kontrolünde de rolü büyük önem taşırlar.

Kişiye özel olmalı
Vücuttaki kas kütlesinin sağlam olması, metabolik hızın daha iyi olmasını sağlar. Bir başka deyişle kas kütlesi iyi olan kişilerin, (herhangi bir sağlık problemleri yoksa) kilo vermeleri daha başarılı gerçekleşir. Bu sebeple, sağlıklı zayıflama diyetlerinde verilen kilonun çoğunun yağ kütlesinden olması istenir.
Ancak çok düşük kalorili, tek tip beslenmeye dayalı şok veya mucize diyetlerle yağ kaybından çok kas kaybı olduğu bilinmektedir. Bu durumda, sağlıklı kilo verme ve moda diyetleri aynı cümle içinde kullanmak pek mümkün değildir. Sağlıklı zayıflama yavaş ve kişisel özelliklerimize uygun olmalıdır. Sağlık koşullarımıza ve yaşam şeklimize paralel olarak planlanmalıdır." Lahana çorbası diyetiyle bir tek vücuttan su atılmış olur! Yaz aylarının gelişiyle birlikte başlayan hızlı kilo verme tutkusu, bu moda diyetleri de beraberinde getiriyor. Ancak bu moda diyetlerin vücuda verdiği zararları biliyor musunuz?

Lahana çorbası diyeti: Bol miktarda lahananın çorba haline getirilip gün boyu tüketilmesi esasına dayanır. Bağırsak çalışmasını da arttırabildiği için kilo vermiş hissi yaratır. Oysa ki, sadece vücutta su kaybına neden olur!

Beverly hılls diyeti: Aslında 80'li yıllardan beri zaman zaman popüler olan sağlıksız tek tip diyetlerden biridir. 10 gün boyunca sadece meyve yeme esasına dayanır. Bazı kan değerlerinin bozulmasına, özellikle kan yağlarının yükselmesine sebep olabilir. Diyabetik kişilerde, kan şekerinin yükselmesine yol açabilir.

Protein diyeti: Et ürünlerinin sınırsızca tüketilip ekmek, meyve ve tahıl gibi karbonhidrat kaynaklarının yenmemesi esasına dayanır. Karbonhidratların kesilmesiyle kısa sürede kilo kaybı sağlayabilir ancak verilen kiloların yağ kaybı olmayacağı unutulmamalıdır. Ayrıca et ürünlerinin aşırı tüketilmesi sonucu vücuttaki kolesterol yükselir. Tahılların kesilmesine bağlı olarak da bazı vitaminlerde eksiklik olabilir

Meyve suyu detoksu zararlı olabilir! 
Meyve suyu diyeti: Tüm yiyeceklerin kesilerek birkaç gün süreyle taze meyve suları tüketerek bağırsakların zararlı mikroorganizmalardan arınacağı düşünülür. Oysaki taze meyve suyu tüketilerek yapılan detoks, sağlıklı bir vücudun kendi kendine yapabildiği bir mekanizmadır. Sağlıklı beslenmenin tüm ilkeleri zaten bunun için yardımcıdır. Oysa aç kalmak vücutta bazı zararlı atıkların oluşmasını da tetikleyebilir. Ayrıca meyve sularının fazla tüketilmesi trigliseritlerin yükselmesine sebep olur.

Sabah Günaydın

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Sen Sor Dünyanın En Hızlı Zayıflayan Adamı Halil Kargulu Yanıtlasın



Sen Sor Dünyanın En Hızlı Zayıflayan insanı Üstün Performans Uzmanı Halil Kargulu yanıtlasın
Zayıflamanın en önemli günü olan pazartesinden herkese merhabalar.
Sen Sor Zayıflama Uzmanları yayınlasın interaktif röportaj kürsümüzden bu hafta sizlere zayıflama dünyasının çılgın adamı sayın Halil Kargulu’yu konuk ettik.
Kendisi dünyanın en hızlı ve farklı sürelerden en çok zayıflayan insanı ve istatistiksel verilerle dünyanın en başarılı web tabanlı butik zayıflama sisteminin ve Obezite ile Mücadele Derneği’nin kurucusudur.
Kendine has yöntemleri ile dikkatleri çeken Kargulu, Türkiye’nin değil Dünyanın en iyi zayıflatan adamlarından bir tanesidir. Kendisini diyetisyenler ile kıyaslamak ona haksızlık etmek olur. Şimdi size soruyorum, diyetisyen deyince aklınıza ne geliyor? Ne yiyip ne yemeyeceğinizi karar veren, bunun için diyet listeleri hazırlayan kişi algısı oluşuyor.  Ama Halil Kargulu’yu bu tarz kalıplara sığdırmak doğru olmaz. Amacı ve yaklaşımı kişilere diyet listesi vermek değil, Zihinleri özgürleştirerek, pek çok farklı bağımlılıktan kurtulup, dışarıdan hiçbir dayatma olmadan, kişisel insiyatiflerle hedefe koşacak donanım ve derinlikte insanları eğitmektır.
Çünkü Kargulu, “Obezite bir hastalık değil, konuyla ilgili sektör uzmanlarının ‘eğitme, KORKUT!’ cehaletinin toplumsal yansımasıdır” diyerek Obezite ve gerçek çözümlerine farklı bir boyut kazandırmaktadır.
Halil Kargulu kimdir diye sorarsanız işte size fırsat, kalıcı zayıflama, gelişerek değişim gibi aklınıza takılan her şeyi, sorun öğrenin…
Kendine has yöntemleri ile yüzlerce kişiyi sağlıklı ve kalıcı şekilde zayıflatmış, Kilo bekçiliği ve zayıflama okulu adlı eğitim programı ve yazılımı ile ödül almış çılgın bir adam!
Kendisinin bu sektörde olması, tüm kilolu ve obez insanlar için büyük bir şans.
Bir çok diyetisyen ve uzmanın söylediği şeyleri yanlış mı biliyoruz?
İşte tam fırsatı.
Son soru sorma tarihi 15 Temmuz 2011
Sizi soru sormak için buraya alalım

1 Temmuz 2011 Cuma

Zayıflamanın Birinci Adımı: Doymayı Ögrenmek


Araştırmalar neredeyse her kadının ve erkeklerin yaklaşık %70’inin bitmek bilmeyen iştah sorunuylakarşılaştıklarını göstermiştir.Genelde şeker, tuz ve yağ oranı yüksek olan yiyeceklere karşı iştahınız kesilmez. Bu şekilde de kilo verme çabalarımız boşa gitmiş olur.
İştahı kabartan yiyecekler nelerdir?
Bu bitmek bilmeyen iştah belirli yiyeceklere karşı olan güçlü bir istektir.
Tipik olarak, genellikle bu iştah tuzlu, şekerli ve bol kalorili yiyeceklerle ilgilidir. Kadınların en çok yemek istediği yiyecekler çikolata, dondurma, patates cipsi ve bisküvidir. Erkekler ise çikolata ve dondurmaya dayanamazlar. Bu yiyecekler bağımlılık haline gelirse yeme bozuklukları ortaya çıkabilir. O yüzden bu ürünlerden çok fazla tüketmeyin.Aksi takdirde zayıflama hayal olur.
Bu doymak bilmeyen yeme isteğinin sebebi nedir?
Bu konu hakkında birçok tartışma vardır.Ama bunun birçok sebebinin olduğu gerçektir. Bazı gıdalara karşı olan bu iştah kişiseldir. Herkesin canı farklı şeyler çekebilir. Bu yüzden ideal kiloda olduğu gibi herkes için bunun sebebi farklı olabilir.
Genellikle bu iştahın psikolojik sebeplerden kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Bu psikolojik sebeplerle başa çıkmak
-        Bu tip gıdalar yeme hissinin gecenin geç saatlerinde oluştuğunu bilmeniz önemlidir.
-       Dengeli beslenmek bu sorunu düzeltebilir.
-        Gerekli durumlarda enerji ve besin takviyeleri alabilirsiniz.
-        Öğünler atlanmamalıdır.
-        Bol su içilmelidir.
-        Şeker, yağ ve kalori oranı yüksek gıdalardan uzak durulmalıdır.

27 Haziran 2011 Pazartesi

En büyük sıkıntılardan biri göbeği eritebilmek!

“Ne kadar kilo verirsem vereyim şu göbekten kurtulamıyorum” mu diyorsunuz? 

Diyetisyen Taylan Kümeli, Habertürk'teki köşesinde göbek eritme konusunu şöyle ele alıyor:

“Ne kadar kilo verirsem vereyim şu göbekten kurtulamıyorum” mu diyorsunuz? Evet, ideal görüntüye ulaşma yolundaki en büyük sıkıntılardan biri göbeği eritebilmek!

Hiç, bir sabah uyanıp koşuya gittiniz mi? Her zaman enerji dolu olup, her şeyi yapabileceğinizi hissettiniz mi? Bunları hissettiğiniz günler iyi günlerdir. Ama eğer yatağınızın, sabah uykusunun vazgeçilmez konforu sizi sardıysa eyvah! “Azıcık iştahım mı açıldı ne” deyip kahkaha atarak gerekli gereksiz yemeye, abur cubura mı yöneldiniz?

Çok değil muhtemelen birkaç hafta sonra aynanın karşısında ya da kıyafetlerinizden birini denerken veya yemek sonrası zor nefes alışlarınızda acı gerçekleri fark edeceksiniz: Kilo aldınız! Ama kendinizi koşmak ya da yürümek için bilinçsizce sokaklara atmak da marifet değil... Aman dikkat! Neden mi?

Başlamak zor
Eğer kiloluyken koşu yapmayı denediyseniz, o zaman çok kısa süre içinde tıkanır ve nefes nefese kalırsınız. Egzersizin başlangıç ivmesi sakin ve vücudunuzu alıştırmaya yönelik olmalıdır. Başlangıçta amacınız egzersiz alışkanlığını hayatınıza sokmak olmalıdır. Hemen bir buçuk saat hızlı tempoyla yürümek ya da koşmak değil.

Yoksa her zaman kullandığınız o enerji gider ve en basit şeyleri yapmak bile enerjinizi tüketip bitirir. Bununla da yetinmeyip iskelet sisteminizde arızalara yol açar. Bu yüzden o iç sesimize olumlu cevabı vereceğimiz an geldiğinde hedefi belirlemeliyiz.

Kilo birikimimizin vücudumuzun hangi bölgesinde olduğu oldukça önemlidir. Şayet karın bölgesinde fazla yağ varsa bilinmelidir ki karbonhidratı çok seviyoruz ve yemeklerimizi hızlı yiyoruz o halde ilk yapılacak adım hedef belirlemekle birlikte bu yanlışları düzeltmektir.

Karbonhidrat yemekten vazgeçemiyorsak öğlen yemeğinde karbonhidratlı besinleri tüketmeyi ve yemek bitirme vaktimizi 20 dakikayla sınırlamayı öğrenmeliyiz yani pizza, makarna, pilav, börek mümkünse rafine edilmemiş olmalı ve bol salatayla yavaş yavaş yenmelidir. Aman salatanın yağına ve içinde patates, havuç, bezelye, mısır gibi glisemik indeksi ve kaloriyi yükseltecek besinler olmamasına dikkat edin.

Özellikle kilo vermek için cesaretinizi kaybetmeyin ki böylece, yeniden fiziksel aktivite yapma motivasyonunuz olsun. Abdominal bölgede çok fazla yağ bulunduğu zaman, ayakkabı bağlamak gibi basit bir olay, zor bir görev halini alır. Hatta yatağınızı toplarken yatağın üzerine doğru eğilmek bile, sizi yorgun düşürecek ve bir süreliğine oturmak isteyeceksiniz. Bu sizin için moralinizin bozulacağı değil tam tersine başladığınız yenilenme hareketinin ne kadar doğru bir karar olduğunu gösteren işaret olarak algılanmalıdır.

Eğer kararlı olur ve midedeki yağlarınızın da içinde olduğu kilolarınızı verebilirseniz bütün bu işleri tekrar kolaylıkla ve hızlılıkla yapabilirsiniz. Tam motivasyonunuz bozulduğunda kendinize kilolu olup da yapamadıklarınızı hatırlatın ya da kilonuz yüzünden yapmak zorunda olduklarınızı.

İltifat iyidir
Kan basıncınızın olması gereken seviyede olduğu günleri hatırlıyor musunuz? Diyabetik olmadığınız için huzurla yemek aralarını geçirdiğiniz günleri... Ya aldığınız elbisenizin beden ölçüsünü? Sevdiklerinizin size iltifatlarını? Şayet vazgeçerseniz, abdominal bölgedeki yağlar değişmeyecek ve bu sonlarla her gün uğraşmak zorunda olacağız.

Oysa karındaki kiloları verirseniz, bazı sağlık sorunlarını tamamıyla lehinize çevirebilirsiniz. Fiziksel aktivitenizi artırma yöntemlerinizden bir başkası da, çocuklarınızla sizden istenilen hareketi yapmanızdır. Çocuklarınız büyümüş olsa bile, çocuklarınızla yaptıklarınızı torunlarınıza da uygulayabilirsiniz.

Çocuklar sizden onları kovalamanızı isterler, bisiklete binmek isterler, top oynamak isterler ve hatta onlarla yerlerde sürünmenizi bile isterler. Eğer çok fazla abdominal yağa sahipseniz, çocuklar bu aktiviteleri yaparken siz sadece onları uzaktan izlersiniz. Ya da kararlıysanız bu aktivitelere yeni beslenme düzeniniz ve fiziksel aktivite başlangıcınızla yavaş yavaş katılırsınız. Egzersize, hazır olmadan başlamak size yarardan çok zarar verebilir. Bunu sakın unutmayın. Bir de egzersizin yanı sıra dengeli beslenmeyi yaşam biçimi haline getirirseniz işte artık yenilmezsiniz!

Yaşam tarzınızı değiştirin
Yaşam tarzınızda küçük birkaç değişiklik, karın yağlarınızı kaybetmenize yardımcı olarak, hayattan yeniden zevk almanızı sağlar.
Karbonhidratlı yiyecekleri öğlen tüketmek.
Yemeklerinizi yavaş yemek, 20 dakikada sofradan kalkmak.
Uygun porsiyonları gerektiği kadar tüketmek.
Yağ yakmak için, çok fazla kalori tüketmeyeceğiniz uygun bir diyete başlamak.
2 dilim taze ananası ve bir bardak diet süt veya kefirle akşam mönüsünün 2 saat sonrasında tüketmek.
Karın bölgemize yönelik mekik gibi hareketlere yönelmek.
Ayrıca haftalık rutininize bir egzersiz programı da eklemeniz gerekir. Sakın bir anda günde 3 saat egzersiz yapmanız gerektiğini düşünmeyin.

Eğer vücut şekliniz düzgün değilse, egzersize yavaş olarak başlamak önemlidir ve yolunuzu bu şekilde belirlerseniz kilolarınız gitmeye başlar. Haftanın 3 günü, günlük 45 dakika çalışmak fazlasıyla yeterlidir. Abdominal yağları kaybetmenizi sağlayacak gerçekçi hedefler belirleyeceğinize eminim! Haydi gecikmeden başlayın. Karnınızı içinize çekmek yerine o karından kurtulmak daha iyi değil mi?

Karın kaslarını germek için
Yere sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı bükün, ayaklarınızı kalça genişliğinde açın. Karın kaslarınızı gerin, baş ve vücudunuzun üst kısmını yükseltin. Bu pozisyonda, sırtınızın alt kısmını zemine doğru bastırın. Omuz genişliğinde kavradığınız iple birlikte kollarınızı öne doğru uzatın. Bu pozisyonda, elinizdeki iple yarım daire çizmeye çalışın. Böylece karnınız sıkılaşacak...

22 Haziran 2011 Çarşamba

Sen Sor Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem & Serkan Tutar Yanıtlasın


Sağlıklı beslenme ve zayıflama üzerine Türkiye’nin en büyük portallarından bir tanesine olma yolunda hızla büyüyen Zayıflama Koçu şimdide karşınıza sektörün uzmanlarını getiriyor. Bu interaktif projemizle uzmanlara istediğiniz soruları sorabiliyorsunuz. 24 Haziran Cumartesi gününe kadar sağlıklı beslenme, diyet ve zayıflama üzerine istediğiniz soruyu sorduktan hemen sonra sizler için sorularınızı videolu bir şekilde yanıtlayacak.
Aklınıza takılan tüm soruları işin Uzmanlarına sorun
Bu haftaki uzmanlarımız hakkında şuradan daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

http://www.zayiflamakocu.com/2011/06/sen-sor-beslenme-ve-diyet-uzmani-gizem-serkan-tutar-yanitlasin/
Soruları Buradan Sorabilirsiniz. 

19 Mayıs 2011 Perşembe

Kilo Almanızın 5 Şaşırtıcı Faktörü

Ekstra kaloriler kilo almanın tek sebebi olmayabilir. 

Kızarmış yiyeceklerin, dev porsiyonların, tatlıların, alkolün ve şekerli içeceklerin kilo almaya yol açtığı bilinen bir gerçektir. Fiziksel aktivite ile yaktığınızdan daha çok kalori aldığınızda kiloların neden ikiye katlandığını anlamaya dair anlaşılmazlık vardır. Peki, sağlıklı besleniyorsanız ve düzenli spor yapıyorsanız ve buna rağmen kilo alıyorsunuz bunu nasıl açıklarsınız? Kilo almak özellikle sebebini bilmediğiniz anlarda insanı deliye çeviren bir süreçtir. Beklemediğiniz durumlarda kilo almanıza sebep olan 5 faktör:

1- Uyku Eksikliği Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Vücut dinlenmiş haldeyken en iyi performansını gösterir. Yeterli uyumuyorsanız vücudunuz psikolojik stres yaşar ve biyokimyasal olarak vücudunuzda yağ depolarsınız.
Yorgun olduğunuzda stresin üstesinden gelemezsiniz ve bu stresi atmak için kendinizi yemeye verebilirsiniz. Ayrıca gece geç saatlerde atıştırmak da ekstra kalorilerin alınmasına sebep olur. Bazı insanlar bir şeyle yemenin uyumalarına yardımcı olabileceğini düşünür. Ama bu kilo almanızdan başka bir şeye yaramaz.
Her gece 8 saat uyumaya özen gösterin. Düzenli spor yaptığınız zaman daha iyi uyursunuz.

2- Stres Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Bizden her zaman daha fazlasının daha fazlasını bekleyen bir toplumda yaşıyoruz. Her gün daha fazla şey başarmak zorunda kalıyoruz. Stres bizi daha ileriye götürür ve hayata dair isteklerin üstesinden gelmemize yardımcı olur fakat psikolojik durumumuzu ve duygularımızda etkiler. Stresli olduğunuz zaman metabolizmamız yavaşlar ve obeziteye sebep olan çeşitli kimyasallar depolarız. Çoğu insan stres yüzünden kendini yemeye verir. Hâlbuki bu işe yaramaz.
Uzmanlar kalorinin yakılmasını ve çeşitli hastalıkların üstünden gelinmesini sağlayan sporlar ve rahatlama teknikleri öneriyor.

3- İlaç Tedavisi Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Depresyon, diyabet, nöbetler, migren ve tansiyon gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı reçeteli ilaçlar kilo almaya sebep olabilir. Bazı steroidler hormon tedavisi hatta oral kontraseptifler de kilo almaya sebep olabilir. Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmediğiniz takdirde 1 ay içerisinde 5 ya da daha az kilo aldıysanız aldığınız ilaçlar olabilir.
Kilo almaya sebep olabilecek bazı yaygın ilaç türleri:
  1. Steroidler

  2. Antidepresanlar

  3. Antipsikotikler

  4. Anti Nöbet İlaçları

  5. Diyabet İlaçları

  6. Yüksek Tansiyon İlaçları

  7. Mide Ekşime İlaçları

4- Sağlık Durumu Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Kilo almaya sebep olan en yaygın sağlık durumu hipotirodizimdirTiroit hormonu yetersizliği metabolizmanın yavaşlamasına sebep olabilir. Buda iştah kaybına böylelikle kilo alımına sebep olur.
Cushing sendromu da kilo alımına sebep olabilir. Bu hastalık kortizol hormonunun fazlalığı nedeniyle oluşur.

5- Menopoz Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Kadınlar farklı yaşlarda menopoz dönemine girerler. Fakat kadınlarda genellikle menopoz orta yaşlarda görülür ve kadınlar bu dönemde eskisine oranla fiziksel olarak daha aktiftirler. Yaşlandıkça insan metabolizması yavaşlar. Aynı zamanda hormonal değişiklikler açlığı, depresyonu ve uyku yetersizliğini 3 e katlayabilir. Bu dönemde kadınlar kilo almanın zararlarını anlamak zorundadır. Bu yüzden bol bol spor yapmaları tavsiye edilir.
Sağlıklı beslenme ve bol miktarda D Vitamini menopoz döneminde kilo kaybını önler.

6 Mayıs 2011 Cuma

Zayıflama Programı Belirlemek

Çoğu insan için 1-2 kilodan fazlasını vermek zordur ve bunlardan birkaçı verilen kiloyu korumada başarılı olmuştur. 

Kilo vermedeki ve verilen kiloyu korumadaki zorluk birçok insanın profesyonel kilo verme programına yönelmesine sebep olur. Kilo vermek için seçilecek program söz konusu olduğunda zekice bir seçim yapmak önemlidir.

Ticari kilo verme programlarından hemen hemen bazıları sizi yeterli şekilde motive ettiği taktirde başarılı olabilir. Bu şekilde aldığınız kalorileri yakarsınız ve her gün yaptığınız fiziksel aktiviteler sayesinde fazla kilolarınızdan kurtulursunuz.

Kilo verme programında nelere dikkat etmeliyim?

Güvenli Olduğundan Emin Olur. Kendi kilo verme programınızı oluştururken yada ticari bir program kullanırken güvenli olduğundan emin olun. Güvenli bir diyet vitamin mineral ve protein içeren besinleri barındırmalıdır. Genelde 1 gün için 1000-1200 kalori içeren bir diyet en çok kadınların tercihi olmalıdır. Erkekler için ise günde 1200-1600 kalori içeren diyetler tercih edilmelidir. Yinede önce doktorunuza danışın.

Yavaş Yavaş Kilo Verin.
Doktorunuz daha hızlı kilo kaybı programına ihtiyacınız olduğunu düşünmediği taktirde programınızı daha yavaş sürdürmelisiniz. İlk haftadan sonra yaklaşık 1 kilo vermek idealdir. Kaloriyi yasaklayan bir çok diyetle 1 yada 2 hafta içinde hızlı kilo kaybına ulaşırsınız. Fakat kısa zamanda verdiğiniz kiloları geri alırsınız. Bu yüzden her hafta 1 yada 2 kilo vermeyi deneyin.

Ticari bir kilo kaybı programı araştırırken ücret konusunda detaylı bilgi edinin. Diğer potansiyel kilo verme programlarına yönelik diğer önemli sorular şunlardır:

Yiyecek seçenekleri esnek ve uygun mu?
Kilo verme hedefleri müşteri yada bir profesyonel tarafından mı oluşturuldu?
Programı tamamlayan insanların yüzdesi nedir?
Programı bitiren insanların verdikleri kiloların ortalaması nedir?
Yan etkiler ve problemler yaşayan insanların yüzdesi nedir?
Verilen kiloları korumak için devam niteliğinde bir program var mı?
Eğer 15-20 kilo vermek istiyorsanız, herhangi bir sağlık problemi yaşıyorsanız yada ilaç tedavisi alıyorsanız bir programa başlamadan önce mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

Ayrıca bir doktor sizin için uygun olan programı önerebilir ve mantıklı bir yol izlemenize yardımcı olabilir.

11 Nisan 2011 Pazartesi

Sinirlendikçe mi yiyorsunuz?

Stres artık herkesin yaşamının baş faktörü, "Stresten yiyorum" ya da "Sinirlendikçe buzdolabını açıyorum" fazla kilonun en büyük mazeretlerinden.

Araştırmalar da depresif dönemlerde insanların çok daha fazla kilo aldıklarını onaylıyor. Obezite ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, depresif dönemde yeme isteğinin artmasının nedenleri hakkında bilgi veriyor ve yemeden stresli zamanları atlatmak için önerilerde bulunuyor.

Gerçekte tüm canlıların strese verdiği cevap anoreksi, yani karşılaşılan stresli bir durum karşısında yemeğin kesilmesi ve iştahsızlıktır. Peki nasıl oluyor da tüm canlılar bu reaksiyonu gösterirken, insanlar stres karşısında besin alımını çoğaltıyor? Bu konuda birçok araştırma yapılmış ve sonuçta insanların stresle yemeği artırmasının, öğrenilmiş bir davranış olduğu kantlanmış.

Karşılaşılan stresli bir durum karşısında insan dahil bütün canlıların vücudunda stres hormonları denen başta Kortizol, Adrenalin ve Noradrenalin gibi hormonlar devreye giriyor. Bu hormonların vücuda yaptığı etki kan şekerini yükseltmek, kalp hızını artırmak, damarlarda kasılma yaratmaktır. Aslında bir tür kaçmaya karşı vücudu hazırlamaktır. Yani bir tür savunma mekanizmasıdır. Korkmuş, huzursuz bir durum karşısında aslında bütün canlılar kaçmak gibi bir çıkış yolu ararken insanoğlu buzdolabına gidiyor ve hiç ihtiyacı yokken yemeye başlıyor.

Aslında insanoğlunda da durum hemen böyle olmuyor. Karşılaşılan ilk streslerde insan da diğer canlılar gibi yemeyi kesiyor ve durumla mücadele etmek için başka çıkış yolları arıyor. Yaşanılan birkaç stresten sonra böyle bir durumla karşılaştığında farkında olmadan bir şeyler yediğinde kendini mutlu hissetmeye başlıyor. Hele hele yenilen gıda karbonhidrat oranı yüksek bir yiyecekse daha çok mutlu olmaya başlıyor. Çünkü bu karbonhidratlar vücutta serotonin ve endorfin denilen mutluluk hormonlarını yükseltiyorlar. Kişi bunu yavaş yavaş öğrenmeye başlıyor. Yaşadığı üzüntülü bir olay, sinirlendiği bir durum karşısında kendini daha iyi hissetmek için başlıyor yemeye ve özellikle çikolata, tatlı gibi şeker oranı yüksek yiyecekleri seçiyor. Bu durumda da kilo alımı kaçınılmaz oluyor.


Eğer böyle bir durum yaşıyorsanız hiç moralinizi bozmayın. Bununla baş etmeyi öğrenebilirsiniz. İşte strese karşı yemekle mücadele etmenin yolları:

• Bu durumun öğrenilmiş bir davranış modeli olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın ve öğrenilmiş davranışların gerileyebileceğini bilin. Yani bu durumdan bilerek ve yeni bir davranış modeli oluşturarak kurtulacaksınız.

• Bir stresle karsılaştığınızda mutfaktan önce kendinizi dışarı atın. Özellikle gün ışığında yapılan bir yürüyüşün çikolata gibi mutluluk hormonları olan serotonini ve endorfini yükselterek antidepresan etki yaptığı biliniyor. Lütfen canınız sıkıldığında gün ışığında yürüyüş yapın. Kendinizi daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz.

• İnsanın kendini ödüllendirmesi de kendini değerli ve mutlu hissettirir. Bir öfke nöbetinde kendinizi bir alışveriş merkezine atın. Kendinize küçücük bir toka bile alsanız en az bir tepsi baklava yemiş kadar mutlu hissettiğinizi göreceksiniz. Üstelik bu durumda baklava sonrası yaşanılan pişmanlık ve suçluluk duygusunu yaşayamayacaksınız.

• İnsanın karşılaştığı stresden kendini en iyi uzaklaştırmasının yolu, aslında ortam değiştirmesidir. Değişik olayları düşünmeye başlamasıdır. Her zaman ortam değiştirmek mümkün olmayabilir. O zaman beyninizi bulunduğunuz ortamdan uzaklaştırabilirsiniz. Bunun için de en iyi yöntem hafif ve sürekliliği olan bir roman okumaktır.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Kalori hesabından sıkılanlara "doz diyeti"

Daha basit ve akılda kalıcı bir sistem "Doz diyet"i...

Beslenme ve diyet uzmanı Nermin Akdeniz, kilo vermek isteyen, ancak kalori hesabından sıkılanların, daha basit ve akılda kalıcı bir sistem olan "Doz diyet"i uygulayabileceklerini bildirdi.

Ota Poliklinik beslenme ve diyet uzmanı Akdeniz, yaptığı açıklamada, son yıllarda her yaştaki kişide kilo problemi görüldüğünü, fazla kilolardan kurtulmak isteyenlerin çeşitli diyet programlarına başvurduklarını söyledi.

Bu programların kimi zaman istenilen sonucu vermediğini kaydeden Akdeniz, "Kilo vermek isteyenlerin karşılaştığı en önemli zorluklardan biri kalori hesabı yapmaktır. Hastaların çoğu bu nedenle sıkılıp diyet yapmaktan vazgeçiyor. En doğrusu hastalara kilo verirken kolaylıkla uygulayabilecekleri menü seçenekleri sunmaktır" diye konuştu.

Doz diyet sisteminde, hastaların öncelikle vücut analizi ve sağlık durumlarına göre almaları gereken günlük doz miktarının belirlendiğini anlatan Akdeniz, diyet programının kişiye özel hazırlandığını belirtti.


Bu program hazırlanırken diyet yapacak kişinin beslenme alışkanlıkları, su içme sıklığı, iş yaşamının göz önüne alındığını ifade eden Akdeniz, "Diyet reçetesi mutlaka kişiye özel olmalıdır. Birinde başarılı olan diyet bir başkası için uygun olmayabilir. Program yapılırken diyet yapacak kişinin yaşam tarzı kökünden değiştirilmemelidir. Aksi halde hasta bunu uygulamaktan kaçınır" dedi.

Doz diyet programında, her türlü besinin protein, yağ ve karbonhidrat miktarlarına göre doz değerlerinin hem pişmiş hem de çiğ olarak bu kişilere öğretildiğini anlatan Akdeniz, "Böylece kişi gün boyu tükettiği tüm yiyeceklerin doz değerlerini bilip diyetisyenlerce kendisi için belirlenen limiti aşmayacak şekilde ve özgürce diyetine devam edebilir. Diyetine sadık kalan hastanın kilo vermesi kolaylaşır, kilo verdikçe de motivasyonu yükselir ve kendini daha mutlu hisseder" şeklinde konuştu.

"HAMBURGER BİLE YİYEBİLİRLER"

Bu sistemde hastaların almaları gereken günlük doz miktarını aşmamak kaydıyla kebap, hamburger hatta tatlı bile yiyebildiğini kaydeden Akdeniz, "Diyet denince kişilerin aklına aç kalmak geliyor. Oysa bu sistemde böyle bir şey söz konusu değil. Hastalar canları çekerse sütlü tatlı, simit, etli dolma bile yiyebilir. Ama bu tür besinlerin doz miktarı yüksek olduğu için o gün içinde kalan doz miktarını buna göre ayarlamaları gerekir" diye konuştu.

Hastaların bu diyeti tatildeyken bile kolaylıkla uygulayabileceklerini belirten Akdeniz, "Tatilde diyet programı uygulamak zordur. Hastalara tatilde de uygulayabilecekleri doz diyet menüleri önermek gerekir" dedi.  Hızlı kilo vermenin sağlık açısından büyük zararları olduğunu, bunun ani ölümlere yol açabildiğini vurgulayan Akdeniz, şu uyarıları dile getirdi:

"Doğru bir diyet programı kişilere doğru beslenme alışkanlığı kazandırmalıdır. Kilo sorunu olanların sık kilo alıp vermesi hem beden hem de ruh sağlığı açısından son derece zararlıdır. Doğru beslenme alışkanlığı kazanılırsa böyle bir durumla karşılaşılmaz."

Akdeniz, doz diyet programının 1-4 ay arasında uygulanmasıyla kadınların 3.5-4, erkeklerin ise 5-6 kilo vermelerinin mümkün olduğunu kaydederek, bunun hastanın kilosuna göre değiştiğini, yüksek kiloya sahip kişilerin ilk zamanlarda daha hızlı kilo verebildiklerini belirtti.

Hastaların ilk hafta sonunda diyetin takibi açısından kontrol edilmesinde yarar bulunduğunu ifade eden Akdeniz, "Gerekirse diyet programı yeniden düzenlenmelidir. Hastanın talepleri bu düzenlemede dikkate alınabilir. Ama tansiyon sorunu olan bir hastaya sağlığı olumsuz etkileyen bir menü önerilmemelidir" ifadesini kullandı.

4 Nisan 2011 Pazartesi

Tatlı yiyelim ama tatlı konuşalım!

Şişmanlığın sebebi olarak gösterilen üç beyazın içinde en fazla suçlunan, şeker

Buna rağmen şekerli yiyecekleri ve tatlıyı hayatımızdan çıkarmayı başaramıyoruz. Asıl sorun da bu, acaba şekerden tamamen kurtulmak istiyor muyuz?

Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” veya “Ağza bir parmak bal çalmak” gibi cümleler, günlük hayatımızda bolca kullanılan deyimler. Bir o kadar da beslenmemize ve sofralarımıza giren şekerli gıdalar, alınan kiloların ilk sorumluları olarak görülüyor.

Ben; aileme, dostlarıma ve danışanlarıma tatlı yasağı önermiyorum. “Ölçülü beslenin, sağlıklı yaşayın” sloganıyla şeker dahil her türlü besinin yaşam dengesini kurmak için tüketilmesi gerektiğini savunuyorum. Birkaç gün önce bu konuyla ilgili bir makale okudum. Bu makalede Amerika’daki birçok farklı uzmanın yorumlarına geniş yer verilmiş ve ortak görüş çerçevesinde tatlı dahil her şeyin yenilmesi, hiçbir şeyin diyetten tamamen çıkarılmaması öneriliyor.

Stevya bitkisi

Kilo vermek için en iyi yol, diyetteki tüm besinlere bütün olarak odaklanmak. Eğer hayatınızda şeker miktarını azaltmak istiyor ve tatlandırıcı konusunda da tereddüt yaşıyorsanız önerim tariflerinizde her ikisini beraber kullanmanız. Bunun için şeker miktarını azaltıp yerine stevya gibi doğal bitki özü içeren bir tatlandırıcı ekleyebilirsiniz. Bu toz, tatlı yaprak olarak adlandırılan ve birçok ülkede kabul görmüş bir bitkinin maddesi. Böylece hem kalori miktarını azaltırsınız hem de şekerin alıştığınız tadından uzaklaşmamış olursunuz.
Tatlı besinleri tamamen yasaklamak aslında ileride çok daha büyük tatlı krizlerinin gelmesine sebep oluyor. Birey, kilo verme motivasyonuyla tatlıyı bir süre hayatından tamamen çıkarsa da kilo verme hedefi gerçekleştikten sonra normalden daha fazla tatlı yeme eğiliminde oluyor.


Oysa normal ölçüde tatlıyı hayatına dengeli şekilde dahil ederek ömür boyu yapabileceği bir program içinde olması, yasak ve mahrumiyet duygularını çağrıştırmadığı için daha doğru bir davranış modelini oluşturuyor.

Dilara Koçak

Kilo vermenin psikolojisi!

Bu kararı vermenin zorluğunu anlıyorum. Kilo vermek ve davranışı değiştirmek her birey için aynı kolaylıkta olmuyor.

Dilara Koçak
Üstelik verdiğiniz kiloyu korumak zayıflamaktan daha da güç. Çalışmalar gösteriyor ki, diyet yapanların yüzde 95’i verdikleri kiloları bir sene içerisinde geri alıyor. Toplumda her geçen gün artan obezite sorununa, insanlara yardım etmek ve kendilerini fazlalıklardan kurtarmak için bir çözüm bulunmalı. Yeni yapılan bir çalışma bu konuda bizi doğru yöne götürüyor.

Brown Üniversitesi’ndeki çalışmanın amacı, kilo veren insanların bu süreçte ne kadar başarılı olduklarını görmeye yönelik. Dört bin   500 kişiden fazla insanla bir çalışma grubu oluşturuldu. Her birey en az 13 kilo vermek ve bir sene boyunca bu verdiği kiloları korumak zorundaydı.

Başarı, güçlenmeyi sağlıyor

Kilo vermede başarılı olmak için, bu işi ciddiye almak ve sadece yemek seçimleri için değil hayatta alınan diğer kararlar için de çevreyi kontrol etme becerilerini geliştirmek gerekiyor. Örneğin, kişi iş yerinde yaşadığı stresten dolayı duygusal olarak aşırı yemek yiyor olabilir. Stres yaratan faktörleri keşfetmek ve bu durumu değiştirmek için kendinizi güçlendirmenizda fayda var. Daha iyi yemek seçimleri yapabilmek de diğer bir sonuç. Yapılandırılmış yemek ve egzersiz programından kopmamak, amaçlarınıza ulaşmada yardımcı olacaktır. Etrafınızdaki dünyaya nasıl tepki verdiğiniz konusunda bir kez daha düşünmenizin kilo vermede anahtar faktör olduğunu fark ettiğinizde, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarınızı yapılandırmada kendinizi daha başarılı hissedeceksiniz.

HBHÖ ölçeği

Araştırmayı yürüten Dr. Inga   Treitler ve ekibi; bu insanların hayata bakış açılarını, düşünce süreçlerinin yedikleri yemeklerle nasıl ilişkili olabileceklerini değerlendirmek üzere bir ölçek kullandı. Bu      ölçeğin adı; Hermann Beyin Hakimiyet      Ölçeği (HBHÖ). HBHÖ’yü puanlama, insanların ne şekilde düşünmeye meyilli oldukları hakkında bilgi sağlıyor. Bu 120 soruluk ankete verilen cevaplara göre, insanlar dört farklı kategoride gruplandırılıyor:

Mantıklılar: ‘Tip A’ya dahil olanlar, karar verme süreçlerinde beyinlerinin sol üst yarım kürelerini kullanıyor. Daha çok mantıklarını takip edip, matematiksel düşünmeye meyilliler. Durumları aşırı analiz ederler. Diyet konusundaysa bu kişiler kiloları hızlı bir şekilde azalmazsa, kolayca diyetten vazgeçmeye başlıyor.

Kontrollüler: Karar verirken sol alt beyin yarım küresini kullanan insanlar çok kontrolcü, disiplin ve düzeni korumaya yatkın insanlardan oluşuyor. Rutini severler ve aynı işi tekrar tekrar yapmaktan dolayı rahat hissederler. ‘Tip B’ olarak adlandırılan bu kişiler, çok iyi yapılandırılmış diyet programını ve egzersiz planlarını takip etmede başarılı.

Duygusallar: ‘Tip C’ kişilerse karar verirken sağ alt çeyrek kürelerini kullanıyor. Bu insanlar duygusal, maneviyatçı ve sosyal. Duygularının yemek yemeye teşvik etmesinden dolayı yapılandırılmış diyet planını takip etmede sıkıntı çekiyorlar.

Risk severler: Beyinlerinin sağ üst çeyrek kürelerini kullanan insanlar da ‘Tip D’ kişileri olarak biliniyor. Bunlar, risk almayı çok seviyor, sıkı diyetle egzersiz planını takip etme monotonluğundan çabuk sıkılıyor.  Bir an önce kilo vermek için sıklıkla ‘moda diyet’leri takip ediyorlar.

Araştırmacılar karar verme süreçlerinde ağırlıklı olarak Tip B kişilerin kiloları daha rahat verdiklerini ve bu verdikleri kiloları da koruduklarını buldu. Bu insanlar,  diyetin yapılandırılması ve egzersiz planıyla kararlı hale geliyor. Diğer gruptakilerse kilo vermede başarılı ancak yaşamlarına disiplini dahil edebilme ve organizasyon yapabilme konularında daha iyi olabilmek için bu duygular üzerinde çalışmaları gerekiyor. Kilo vermede başarılı olabilmek için, kilo verme amacının çok net ortaya konulması ve duygusal farkındalığın üzerine gidilmesinde fayda var.

 
Copyright © 2013 MODA DÜKKAN
Design by MODADUKKAN | MODA
    Twitter Facebook Google Plus Vimeo Flickr YouTube