POPULER YAYINLAR

19 Kasım 2010 Cuma

Zayıflamak için büyük tabağınız olsun

Verilen kilolarınızı korumak için bazı davranışları beslenme alışkanlığı haline getirmelisiniz.

Daily Science dergisi ile internet sayfasından derlenen ve ideal kiloda kalabilmenin ipuçlarını veren öneriler şu şekil sıralanıyor.

Yemeklerinizin saatlerini ayarlayın: Kronometrenizi 20 dakikaya ayarlayın. Bu, kendinizi 'yavaş yiyenler' den olmak için eğitmenizin ilk adımı olacak. Bu karmaşık bir diyet planının,en temel parçasıdır. 20 dakikadan erken bitirmek yasak! Bu yüzden yemeği küçük lokmalara ayırın ve çok defa çiğneyin. Böylelikle hem çabuk doyacaksınız, yani sofradan tok kalkacaksınız hem de sindiriminize ağızdan başlayacaksınız.

Daha çok uyuyun, daha az kilo alın: Ekstra 1 saat uyumak yılda 7 kilonun verilmesine yardımcı olur. Burada sözü edilen şey aslında, kişinin kalori yani enerji ihtiyacını uykudan karşılaması halinde, güç toplamak için yiyeceklere yönelmeyi kesmesidir. Uykunun "uzun" değil, vücudun ihtiyacını karşılayacak nitelikte olması çok önemlidir. Bu aynı zamanda vücut ısısını da düzenlediği için yağ alımı da azalır.

Sofranızda çeşit çeşit sebzeler, büyük tabaklar: Sizi doyurmayan küçük, yetersiz ve kalori dolu bir porsiyon yerine sofranızı doyana kadar yiyebileceğiniz birkaç çeşit sebzeyle donatın. Buharda, fırında, çiğ, soslu olarak tüketebileceğiniz çeşitli sebze tabakları 1 porsiyon başka türden yemekten daha göz ve karın doyurur.

Çorba gelir, kilo gider: Yemeğe başlamadan önce içeceğiniz 1 kase çorba, sofraya çok aç oturmanızı engelleyecektir. Ayrıca çeşitli sebze ve baklagillerden oluşan bir çorba hem çok besleyici hem de düşük kalorili olacaktır. Yalnız, krema, un ve nişasta katkılı çorba türlerinden bu anlamda kaçınmak gerekir.

Tam tahılı hayatınıza sokun: Beyaz olanların yerine kepekli (esmer) alternatifleri tercih edebilir, lif alımınızı arttırarak vücudunuzdan su ve yağ atabilirsiniz. Üstelik tam tahıllı tercihler besin değeri olarak diğer türlerden daha zengindir. Tam tahıllı unla hazırlanmış bir pizza, waffle veya makarna beyaz unla hazırlanmış olanlarla bir olur mu?

Şarküteriden uzak durun: Kahvaltı ve diğer öğünlerde yüksek tuz ve yağ katkıları ile hazırlanan şarküteri ürünlerinden uzak durun. Böylelikle nereden bakarsanız 100 kötü kaloriyi almaktan kurtulursunuz.

Sevdiğiniz kıyafetler gözünüzün önünde olsun: Giyinmeniz için 'fit' olmanız gereken kıyafetlerin göz önünde olması sizi 'fit' tutmak için motive eder. Vücut ölçülerinizle ilgili bir hedef ve ideal oluşturmanızı sağlar.

Sosunuzu ve pizza malzemelerinizi değiştirin: Makarna sosu ya da pizza malzemesi olarak şarküteri ürünlerini tercih etmek yerine sebze, mantar ya da beyaz et gibi seçeneklere yönelin! İçine pişerken yağ eklemek yerine pizza veya makarnanız piştikten sonra 1 tatlı kaşığı zeytinyağı gezdiriniz.

Şekerli ve gazlı içecekler yerine: "Sıfır" kalorili içecekler, kalori olarak bir şey ifade etmeseler de vücutta su tutulmasına neden olur, zaman içerisinde aspartam içeriği nedeniyle tatlı isteğine yol açar. Bunlar yerine taze limonata, ayran, soğuk meyve çaylarını tercih ediniz.

Kısa tombul bardak yerine, ince uzun bardak: Bu sayede yüzde 25 ile yüzde 30 daha az şekerli içecek tüketip daha çok doyum elde edebilirsiniz.

Alkolü sınırlayın: Alkol tüketiminizi sınırlayın. Küçük porsiyonlar halinde alkol tüketin. Alkol oranı düşük içecekleri tercih edin. Mayalanmış olanlardan çok fermente edilmişleri tercih edin, damıtılmış olanlardan uzak durun. Haftanın en fazla 2 günü alkol alın. Eğer bir sosyal içiciyseniz ortama 1 bardaktan küçük yudumlar alarak katılın ve geceyi 1 bardakla tamamlayın.

Yeşil çay için: Yeşil çay içmek iyi bir kilo verme metodudur. Yeşil çayın kalori yakma performansının yüksek olduğu bilinmektedir.

Zihninizi dinginleştirin: Yasak tabaklara yönelmemizin temelinde psikolojik iniş çıkışlar yatar. Kimi zaman kendimizi yatıştıracak ve bizi yalnızca yemek düşündürtmeyecek sakin aktiviteler bulmalıyız. Yoga ve meditasyon en ideal olanlarıdır.

Evde yiyin: Evde pişen bir yemeğin hijyeni tartışılmaz, kalorisi de öyle…Dışarıda yemekten çok hoşlandığınız bir yemeğinin tarifini evde daha sağlıklı malzeme ve pişirme teknikleri ile ayarlayabileceğiniz gibi evde porsiyon ve içerikleri kendi isteğinizle ayarlayabilirsiniz.

Yerken "dur" düğmesine basabiliyor musunuz?: Bazı kişiler de doğal bir biçimde otokontrol vardır ve onlar durmaları gereken yeri bilirler. Onların sırrı şu: Çatalı ellerinden bıraktıktan sonra tek lokma bile almazlar,sohbet eder ya da sofrayı terk ederler.

Acı naneli sakız çiğneyin: Acı naneli sakız çiğnedikten sonra baştan çıkarıcıların lezzeti, o kadar da baştan çıkarıcı olmayacaktır.

Porsiyonlarınızı iyi ayarlayın: Sebze ve salatalar tabağın en geniş yerini alabilirler. Köşede kalan ufak nokta ise karbonhidratların veya etindir.

18 Kasım 2010 Perşembe

Fazla kilo doğurganlığı azaltıyor

Kilo dengesinden, çevre koşullarına kadar birçok faktör doğurganlığı etkileyebiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydın Arıcı, hem testislerin hem de yumurtalıkların fazla kilodan olumsuz yönde etkilendiklerini belirti ve 'Aşırı kilo kadınların düzensiz yumurtlamasına, aşırı zayıflık da hiç yumurtlamamasına neden oluyor. Dolayısıyla en doğrusu ideal vücut ölçülerinde olmak' diye konuştu.

Arıcı, toplumda birçok etkenin doğurganlığı olumlu veya olumsuz etkilediğine inanıldığını, bunların bir kısmında da doğruluk payının bulunduğunu belirtti ve bu faktörler hakkında şu bilgileri verdi:

HAMİLELİK ŞANSI ÖZEL GÜN HESABIYLA ARTIRILABİLİR

'Bir yılda hamilelik şansı, 35 yaşından genç kadınlarda ortalama yüzde 80'dir. O nedenle 35 yaşından genç çiftlerde bir yıldan önce hamilelik oluşmamışsa paniğe kapılmamalarını tavsiye ediyoruz. Eğer 28 günde bir adet gören bir kadınsa normal olarak 14. günde yumurtlama olmasını bekleriz. Yumurta maalesef sadece 24 saat yaşayabilir. Bu süre içerisinde spermle buluşursa embriyo haline geçer ve bebek gelişir. Spermle buluşamamışsa kendiliğinden yok olur. Sperm ise kadın vücudunda, iyi sperm parametreleri varsa ilişkiden sonra 48 saat kadar yaşar. Hatta çok iyi sperm parametreleri varsa ve ortam da uygunsa bu süre 72 saate kadar çıkabilir. Yani 14. gün gibi bir yumurtlama bekleniyorsa, bunu biz adetin başladığı günü birinci gün kabul ederek sayıyoruz. Bu da demek oluyor ki, adetin ilk gününden sonra 14. gün en çok beklenen yumurtlama günüdür. Sperm de 48 saat yaşadığına göre. Biz kabaca 10. günden itibaren gün aşırı ilişkiyle hamilelik şansının en yüksek seviyeye ulaşacağını tahmin ediyoruz.

BAZI POZİSYONLAR DÖLLENMEYİ KOLAYLAŞTIRIR

Rahmin anatomik yapısına bağlı olarak bazı pozisyonlar döllenmeyi kolaylaştırır. Ancak her kadının anatomisi farklı olabileceği için, herkes için geçerli tek pozisyon yoktur. İlişkiyi takiben en canlı ve hareketli spermler 5-10 dakikanın içinde rahme geçmiş olurlar. Bunun ötesinde daha uzun süre yatarak beklemenin sağlayacağı bir avantaj yoktur.

MODERN YAŞAM ÜREMEYİ ETKİLER

Modern yaşamın en önemli sonuçlarından birisi olan stres doğurganlığı olumsuz etkiliyor. Stres altında yaşamsal organlar öncelik kazanıyor. Üreme organları yaşamsal önem taşımadıkları için ikinci plana atılıyor. Bunu vücut bilinçsiz olarak ayarlar. Üretken olmak için stres olan bir insan üretkenliğini de kısıtlamış oluyor.

ELEKTRONİK CİHAZLARIN ETKİSİ

Tek bir alet zararsız olabilir ama günlük hayatta kullandığımız tüm cihazlar bir araya geldiğinde zararlarının olacağı aşikar. Dolayısıyla bu aletlerin mümkün olduğunca vücuda yakın tutulmaması gerekir. Bununla birlikte şu ana kadar cep telefonlarının üreme fonksiyonlarını etkilediğine dair kanıtlanmış bir bilgi bulunmuyor.

ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI ERTELEMEMEK GEREK

Bir kadının gerek vücut yapısı, gerekse yumurtalık üretimi olarak en sağlıklı olduğu yaşlar 20-35 yaş arasıdır. Ama sosyal ve ailevi nedenlerle hamileliği geciktirdiyse, bu mutlaka bir sorun olacağı anlamına gelmez. Böyle bir durumda belki biraz daha erken testler yaptırıp, bir an önce hamile kalınmaya çalışılır. Bir kadın hamileliğini en geç 40 yaşına kadar ertelemelidir, bu yaştan sonra hamilelik şansı ciddi bir şekilde azalmaktadır.'

Diyetsiz kilo vermenin 12 yolu

Diyet yapmadan, beslenmenizde bazı konulara dikkat ederek de kilo vermeniz ve formunuzu korumanız mümkün. İşte diyetsiz kilo vermenin 12 sırrı.

Siz de fit bir vücudun hayalini kuruyor, ancak diyetlerle bir türlü baş edemiyor musunuz? Telaşlanmayın, çünkü ideal kilonuza kavuşmanız için ağır ve sıkıcı diyetlere ihtiyacınız olmayacak. Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; ‘yeterli’ ve ‘dengeli” beslenmek! Üstelik aç kalmadan, sıkıcı listelere bağlı yaşamadan! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, fazla kilolarınızdan kurtulmak için neler yapmanız ve nelerden kaçınmanız gerektiğini anlatıyor.

Besinleri yavaş çiğneyin

Zamanınız olmasa bile tabaktaki yemekleri hızlı yemekten vazgeçin. Ana öğünleriniz en az 15 – 20 dakika sürmeli. Çünkü beynin ‘tokum’ sinyalini vermesi için yaklaşık bu kadar süreye ihtiyacı var. Eğer besinleri hızla çiğnerseniz kontrolünüzü yitirerek bu süre içinde daha fazla yemek tüketme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Her öğünden önce su için

Her gün 1.5 – 2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Gün içinde düzenli olarak tüketeceğiniz su metabolizmanızı hızlandırmak gibi önemli bir işlev üstleniyor. Ancak bu özelliğinden faydalanmak için suyu gün içine yayarak içmeniz şart. Eğer akşam su içmediğinizi fark edip bolca tüketmeye kalkarsanız, sık sık tuvalete gitmek dışında hiçbir değişiklik sağlayamazsınız. Bu nedenle her öğün öncesinde bir bardak su içmelisiniz. Böylece hem açlık hissinizi azaltarak gereksiz atıştırmalardan korunmuş, hem de günde en az 6 bardak su içmeyi garantilemiş olursunuz. Yemek yerken su tüketiminden ise kaçının, aksi halde mide hacmini artırmış olursunuz ki bu da daha fazla besin tüketmeniz anlamına geliyor. Yemekten sonra su içmek için en az 1 – 1.5 saat geçmiş olmalı. Çünkü mide boş iken su, doğrudan bağırsaklara karışıyor ama besinle karıştığında mideyi genişletmekten başka bir işlev üstlenmiyor.

Sebzeye ağırlık verin

Ana öğünlerinizden birinin mutlaka sebze ağırlıklı olmasına dikkat edin. Böylelikle hem bağırsakların daha hızlı çalışmasını sağlar, hem de daha az kalorili bir menüye sahip olursunuz. Örneğin ana öğününüzde et ve makarna yerseniz sebzeden çok daha fazla enerji alabilirsiniz. Ancak sebzeler bir porsiyon ete göre neredeyse dörtte biri kadar enerjiye sahip olsalar da, hemen hemen aynı derecede tokluk sağlarlar. Örneğin etin sindirimi 3 – 4 saat sürüyorsa, sebzenin sindirimi 2 saat kadar sürer. Fakat sebzeyi bir dilim ekmekle desteklerseniz, etli menü kadar uzun süre tok kalabilirsiniz. Bu nedenle gün içinde minimum 2 -3 porsiyon sebze, yine aynı oranda meyve almayı alışkanlık haline getirin.

Porsiyonlarınızı küçültün

Meyvede bir porsiyon derken, aklınıza dolu bir tabak gelmesin. Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit bir porsiyonun 50 kalori olduğunu, bunu da yarım muz, büyük bir mandalina, küçük bir elma veya ayvanın dörtte biri ile alabileceğimizi belirtiyorlar. Sebzelerde de, 4 yemek kaşığı bir porsiyona karşılık geliyor.

Tatlılara ‘ambargo’ koyun!

Gün içinde yeteri kadar karbonhidrat tüketmediğimizde enerji ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Bunun sonucunda da beynimiz bize ‘tatlı’ yememizi emrediyor. Biz de ‘krizim tuttu’ diyerek tatlılara saldırmaya başlıyoruz. Oysa tatlı ihtiyacımızı önlemenin tek yolu düzenli beslenmek ve enerjiyi dengeli bir şekilde almaktan geçiyor! Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, şeker gibi basit karbonhidrat grubunda yer alan besinleri haftada 1, en fazla 2 kere tüketmenizi öneriyor. Çünkü tatlı yediğinizde 300 -350 gibi yüksek bir kalori alırsınız ama kan şekeriniz hızla yükselip tekrar düştüğü için yarım saat sonra tekrar acıkırsınız. Bunun aksine bol peynirli kepekli sandviç yerseniz neredeyse 3 saat boyunca tok kalabilirsiniz. Gün içinde 2 – 3 porsiyon meyve yediğinizde de tatlı krizinin önüne geçebilirsiniz. Eğer canınız tatlı çok çektiyse, baklava ve şekerpare gibi kalorisi bol tatlılar yerine, daha az kalori içeren sütlü tatlıları tercih edin.

Çeşitli beslenin!

Besinleri sadece kalori veren maddeler olarak düşünmeyin. Vücudumuzun iyi enerji harcaması, günlük işlerini yerine getirebilmesi ve aynı zamanda sağlıklı olarak hayatına devam edebilmesi için ihtiyacı olan besin öğelerini bize gıdalar verir. Tüm besin öğelerini içinde bulunduran tek bir besin olmadığı gibi aynı besin grubunda yer alan besinlerin de içeriği farklılık gösterir. Kilo vermeye de çalışsak, kilomuzu korumaya da çalışsak çeşitli beslenmeyi ihmal etmemeliyiz.

Yağları ‘yasak’ listesine almayın!

Kilo vermek uğruna yağdan vazgeçmeyin. Çünkü yağlar sindirimi en uzun süren grup oldukları için yemeklere ilave etmezseniz tokluk süreniz kısalır, siz de kendinizi yine sofra başında bulabilirsiniz. Fakat çok hareketli bir yaşantınız yoksa, et, peynir ve yoğurt tüketirken zaten vücudunuzun ihtiyacı kadar aldığınız için doymuş, yani katı yağlardan kaçının. Gün içinde yemeklere katacağınız sıvı yağ miktarı 4 – 5 tatlı kaşığını geçmemeli. Bunun için de 4 – 5 su bardağı ile yapacağınız çorbaya yarım yemek kaşığı, bir kiloluk sebze yemeğine de yarım çay bardağı, salatalara da 1 tatlı kaşığı kadar sıvı yağ eklemeniz yeterli gelecektir.

Karbonhidrattan vazgeçmeyin

Kilo vermeye karar verdiğimizde çoğumuzun yaptığı ilk şey, ‘karbonhidratlı besinleri sofradan kaldırmak oluyor. Oysa hem yeterli beslenmek hem de midemizin tok kalması için günlük enerji ihtiyacımızın yüzde 50 – 60’ını karbonhidrat kaynaklı besinlerden sağlamamız şart. Bu da günde 300 – 350 gr karbonhidrat anlamına geliyor. Diyelim ki et ve yanında da bolca salata yediniz. Karbonhidrat içeren besin tüketmezseniz vücudunuz ihtiyaç duyduğu ‘enerjiyi’ alamadığı için 1 – 1.5 saat sonra acıkmaya başlarsınız. Bunun aksine yanında karbonhidrat içeren bir besin tüketirseniz en az 2 – 2.5 saat tok kalır, bu sayede bir sonraki öğüne kadar gereksiz şeyler atıştırmazsınız. Dolayısıyla her öğünde karbonhidrat içeren besinlere mutlaka yer verin. Ancak seçiminiz kan şekerini hızla yükseltmedikleri için lif içerenlerden yana olmalı. Örneğin pilav ya da patates yerine, sindirimleri nispeten daha uzun süren, böylece kan şekerini hızla yükseltmeyen kepek ekmeğini, tam buğday makarnasını, kuru baklagilleri veya bulgur pilavını tercih etmenizde fayda var. Tabii her öğünde karbonhidrat içeren besinleri 3 – 4 yemek kaşığını geçmeyecek miktarda yemeniz gerektiğini de unutmayın!

Öğün atlamayın

Zayıflamanın öğün atlamaktan geçtiği yolundaki hatalı bilgilerle hareket etmeyin. Çünkü aç kaldığınızda vücudunuz bunu bir tehdit olarak algılıyor ve ihtiyaç duyulan enerjiyi yağ dokusundan almaya başlıyor. Fakat vücut uzun süre açlıktan sonra yağ deposundan sağlanan bu enerjiyi, öğün tüketilmesi ile beraber besinlerle gelen enerjiyi tekrar yağ dokusuna geri gönderiyor, hem de fazlasıyla. Bu da kilo verememenize, hatta kilo almanıza yol açıyor!

Dolayısıyla kahvaltıyı uyandıktan sonra en geç 1 saat içinde yapmalı ve sonraki öğünleri 2 – 4 saat sonra olacak şekilde planlamalısınız. Bunun için her gün 3’ü ana öğün olmak üzere günde en az 5 – 6 kez beslenin. İsterseniz, ara öğün sayısını 4’e bile çıkarabilirsiniz. Bu sayıyı kahvaltı saatinize göre belirleyebilirsiniz. Örneğin kahvaltınızı saat 7.00’de yapıyorsanız, ana öğünden önce mutlaka bir ara öğününüz olmalı. Ancak sofraya saat 10.00 gibi oturuyorsanız, bu durumda 2 – 3 saat sonra öğle yemeğine geçebilirsiniz.

Sofraya geç saatlerde oturmayın

Yoğun iş temposu nedeniyle bunu başarmak pek kolay olmasa da akşam yemeğini çok geç saatlere bırakmamaya çalışın. Akşam saat 19.00 gibi sofraya oturabiliyorsanız, çok şanslısınız. Ancak bu mümkün değilse ve diyelim ki saat 24.00’te yatağa gireceksiniz, hiç olmazsa yatmadan en az 4 saat önce akşam öğününü tamamlayın ki hareketsiz kaldığınız için kaloriler vücudunuzda depolanmasın. Akşam yemeğinde ağır yemekler yerine kalorisi az ve sindirimi kolay hafif yemekleri tercih edin! Eğer geç kalmışsanız, akşam yemeğini atlamayı bir çözüm olarak da görmeyin. Çünkü öğünü tamamen atlarsanız yetersiz beslenmiş olur ve vücudunuz uzun süre aç kalacağı için bazal metabolizmanızın hızının düşmesine yol açabilirsiniz.

Kızartmayın, haşlayın…

Fazla kilolarınızdan kurtulmak için besinlerinizi pişirme şekline de dikkat etmelisiniz. Kızartmaları ayda bir veya iki kez ile sınırlamalı, bunun yerine haşlama veya fırında pişirme şekillerini tercih etmelisiniz. Eğer patates kızartmasını çok veriyorsanız, baharatlandırarak fırında elma patates şeklinde hazırlayabilirsiniz.

Proteini abartmayın

Protein tüketiminde aşırıya kaçmayın. Çünkü bol protein almak aynı zamanda ‘yağlı’ beslenmek anlamına geliyor. Çok yağlı beslenmek de metabolizmanın hızlı çalışmasına engel oluyor. Bu nedenle günlük besin ihtiyacınızın sadece yüzde 18’inin proteinden oluşmasına özen gösterin. Fazla protein alımının böbrekleri yorduğunu da unutmayın.

14 Kasım 2010 Pazar

Sağlıklı kilo verdiren mutfak aletleri

Sağlıklı kilo vermemize yardımcı olacak bu 6 gereci mutfağınızdan eksik etmeyin!

Kimi zaman sebze doğramaya üşendiğimiz, kimi zaman meyveleri sıkacak bir şey bulamadığımız, kimi zaman ise ölçüleri kaçırdığımız için elimiz sağlıklı yiyecekler yerine , kilo aldıran sağlıksız besinlere gider. Bunu önlemek için mutfağınızı bu aletlerle donatın ve kilo vermeniz kolaylaşsın… İşte, kilo verdiren mutfak gereçleri listesi:

Meyve-sebze doğrayıcı
Genelde bir salatalığı veya havucu doğrayacağımız zaman bunun bir vakit kaybı olduğunu düşünüp, üşeniriz. Dolayısıyla elimiz sebze veya meyvelere gideceğine dolaptaki başka hazır yiyeceklere gidebilir. Halbuki hepimizin bildiği gibi sebze ve meyve hem sağlıklı beslenmenin, hem de formu korumanın baş kahramanları… Dolayısıyla bir sebze doğrayıcı edindiğimizde, üşenmeye bahanemiz de olmayacaktır. 

Katı meyve sıkacağı
Meyve suları sağlıklı beslenme planlarımızda mutlaka bulunması gereken ilaç gibi içeceklerdir. Eğer evinizde katı meyve sıkacağı yoksa, katkı maddeli, bol şekerli hazır içecekleri tüketmek söz konusu olur. Herkesin mutfağında olması gereken katı meyve sıkacağınız varsa işiniz kolay. Toksinlerden arınmak, formunuzu korumamız ve vitamin depolamak için bol bol meyve suyu sıkabilirsiniz. Meyve sıkacağınız tezgahta sürekli gözünüzün önünde olsun ki, aklınıza meyve suyu içmek sık sık gelsin! (Hangi meyve suyunun neye iyi geldiğini öğrenmek isterseniz konuyla ilgili yazımızı okuyabilirsiniz: İlaç gibi meyve suları 

Yağdanlık
“Yağları hayatımızdan çıkardık ve sadece zeytinyağı kullanıyoruz; öyleyse sağlıklıyız ve kilo almayız” düşüncesini aklınızdan çıkarın. Zeytinyağı da ölçülü bir şekilde kullanılmadığında kilo almanıza ve sağlıksız beslenmenize neden olacaktır. Dolayısıyla, öncelikle yapmamız gereken mutfağımıza ölçülü bir yağdanlık almamızdır. Böylece, hem hazırladığımız yemeklerin, hem de salatamızın içine koyacağımız yağın miktarına hakim olabilir, yağı ölçülü kullanabiliriz. 

Mutfak tartısı
Kendinizi tarttığınız gibi yediklerinizi de tartın! Yediğiniz yiyeceklerin içerikleri hakkında bilgili olmak diyet yapan kişinin edinmesi gereken bir alışkanlıktır. Nasıl ki satın aldığımız yiyeceklerin ambalajını okuyor ve hakkında bilgi sahibi oluyoruz; aynı şekilde evde kendi hazırladığımız yiyeceklerin de gramları, miktarları hakkında bilgi sahibi olmalıyız.

Düdüklü tencere
Haşlanmış ve çiğ sebzeler diyet menülerinin vazgeçilmez reçeteleridir. Ama genelde çoğumuz sebzelerin çiğ yenmesinden pek haz etmeyiz. Bu gibi durumlarda yağı tencereye boşaltıp kızartma gibi yöntemlere gitmek yerine, düdüklü tencereyi ‘baş’ gereciniz yapmanızı tavsiye ederiz. Düdüklü tencere ile hazırlayacağınız yiyecekler besin değerlerini kaybetmez, lezzetli ve hafiftir. 

Mutfak ölçüleri
Göz kararı uygulanan tarifler diyetleri bozar, kilo vermeyi zorlaştırır. Ölçüyü kaçırıp, fark etmeden bir çay bardağı şeker veya dört yemek kaşığı yağ ile hazırladığımız yiyecekler istenmeyen kilo alımlarına neden olabilecektir. Riske atmaya değmez; dolayısıyla gerçek ölçülerle sağlıklı yemekler hazırlamak için mutlaka mutfak ölçülerini kullanın. 

12 Kasım 2010 Cuma

Tam tahıllar karın yağlarının düşmanı

Araştırmalar gösteriyor ki, rafine edilmiş tahıllıları tüketmeyip, tam tahıl olanları tercih etmek belimizin daha ince olmasını sağlıyor

32 ile 83 yaş arasındaki    2 bin 834 kadın ve erkek takip edilerek yapılan bir çalışmaya göre günde 3 ya da 4 porsiyon tam tahıl tercih edip ve günde 1 porsiyondan daha az rafine edilmiş tahıl yiyen yetişkinler, bu beslenme   tarzını takip etmeyenlere göre, yüzde 10 daha az yağlı bele sahip oluyor.

Bu çalışmada örneğin bir dilim tam buğday ekmeğini 1 dilim tam çavdar ekmeği, 1 kase yulaf unu veya bulgur tam tahılı temsil ederken, rafine tahılı ise beyaz ekmek, beyaz pirinç, şeker, meyve suyu, kek kurabiye vb şekerli besinler temsil ediyor.

Araştırmacılar, katılımcıların bel çevrelerindeki -aynı zamanda iç organlardaki- yağın miktarını ölçtüler. Buna ek olarak, vücudun diğer bölgelerinde derinin altında ne kadar yağ olduğunu da incelediler.

İç organlardaki yağlanmanın, deri altındaki yağlanmaya nazaran daha kötü olduğunu biliyoruz. Özellikle bel çevresindeki yağlanma metabolik sendromun gelişmesiyle ilişkili olduğundan hipertansiyon, sağlıksız kolesterol düzeyleri ve insülin direnci gibi birçok belirtiye, kalp rahatsızlıklarına ya da Tip 2 diyabete yol açmakta.

Peki, tam tahıl tüketimini beslenmeye ekleyip ama bununla birlikte rafine tahıl da diyette yer almaya devam ederse ne oluyor?

Maalesef çok fazla rafine edilmiş tahıl yerken, aynı zamanda tam tahıllı besinler de tüketilince, aynı fayda görülemiyor. Günde 4 porsiyondan fazla rafine edilmiş tahıllı besinler, kişide her ne kadar beraberinde tam tahıllı besinler tüketmiş olsa da, iç organlardaki yağlanma oranlarında iyi bir gelişmeye yol açmıyor.

Sonuçlar öyle gösteriyor ki, beslenmenizde besinlerin yerine başka şeyler koyabilmek için mutfağı genel olarak gözden geçirmek gerekiyor. İşte size bazı tavsiyeler:

- Beyaz pirinç yerine, esmer pirinçle veya bulgurla yemek pişirmeyi tercih edin.
- Beyaz ekmek yerine sadece tam tahıllı ekmekle sandviç yapmayı seçin.
- Dolmalarınıza pirinç yerine bulgur veya yulaf ekleyin.
- Çorbalara un eklemek yerine bulgur veya yulaf veya tam buğday unu koyun.
- Meyveleri kabuklu yenebiliyorsa kabuğu ile tercih edin, meyve suyu içme alışkanlığınızı taze meyve ile değiştirin.
- Kendinizi takip etmek için bir yeme günlüğü yazmaya başlayın ve her gün bir porsiyon rafine tahıldan daha fazlasına yer vermeyin.
- Ekmek olarak kepekli ya da tam taneli olanları tercih edin, tam buğday veya tam çavdar gibi...
- Kuru baklagillere sofranızda daha fazla yer verin.
- Salatalarınıza nohut, tam buğday, mercimek veya bulgur ilavesi yapın.
- Makarna seçiminizde de kepekli olanı seçmeye çalışın bol domatesli       ve sebzeli soslarla aynı lezzeti   yakalayabilirsiniz.
- Kahvaltınıza yulaf ekleyin. Yoğurt ile ara öğün seçimi de hoş olabilir.

Maydanozlu bulgur salatası- 1 demet maydanoz -1 demet nane n 1 domates  -2 çay kaşığı haşlanmış bulgur
Maydanoz ve naneleri ince doğrayıp küp doğranmış domates ve haşlanmış bulgur ile karıştırın.
Sos için: -1 çay kaşığı nar ekşisi  -1 tatlı kaşığı limon suyu   -1 çay kaşığı elma sirkesi  -1 tatlı kaşığı zeytinyağı

Tavuklu buğday salatası- 5-6 yaprak kıvırcık marul   -2 çay kaşığı haşlanmış buğday -Yarım yeşil elma -5 badem -60 gram ızgara tavuk
Elmaları kabuklu olarak ince ince yarım ay şeklinde doğrayın, marul yapraklarını eliniz ile ufak parçalara ayırıp, haşlanmış buğdayla karıştırın tüm malzemeyi sos ile harmanlayıp üzerine ızgara edilmiş tavuğu dilimleyin ve badem ile süsleyin.
Sos için: -1 tatlı kaşığı hardal -1 tatlı kaşığı limon suyu - 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, az tuz

Kendi ihtiyacınıza göre seçim yapın

Başta zayıflama olmak üzere, son dönemde gittikçe yaygınlaşan besin destekleyicilerini kullanmak için herkesin kendince bir nedeni var.

Zayıflamak, bağışıklık sistemini güçlendirmek, cinsel gücü artırmak ve genç kalmak… Son dönemlerde gittikçe yaygınlaşan besin destekleyicilerini kullanmak için, herkesin kendince bir nedeni var. Ataşehir Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, bu ürünleri kullanırken bilinçli davranılması gerektiğinin altını çiziyor.

Besin destekleyiciler tek başına yarar sağlamıyor, sağlıklı beslenmek şart değil mi?
Diyetisyen Şefika Aydın: Karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller birer besin öğesi olup, besinlerin içerisinde karışımlar şeklinde bulunmaktadır. Besin destekleyiciler ise besin öğelerini belirli miktarlarda içeren kapsül ya da likit formda bulunan, posa konsantreleri, amino asitbile ?imleri, vitamin, mineral ve bazı bitki özlerini içerebilen destekleyiciler olarak tanımlanmaktadırlar. Sağlık için yeterli ve gerekli diyetler ancak besinlerle karşılanabilmektedir. Besin destekleyiciler ile bu yarar tek başına sağlanamamaktadır.

Besin destekleyicilerin tercih edilme nedenleri nelerdir?Dyt. Ş.A.: Bazı hastalıkların tedavisinde, yaşlanmanın vücutta yarattığı etkiler nedeniyle, cinsel gücü artırmada, antioksidan etki nedeni ile bağışıklık sistemini artırmada, psikolojik bazı durumları tedavide, sağlıklı yaşam için dengeli besin tüketmek yerine kolay alternatif olarak görme vb… gibi birçok neden besin destekleyici kullanımını gittikçe yaygınlaştıran nedenler arasındadır.

Peki, faydalarından bahsetmek mümkün mü?
Dyt. Ş.A.: Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınların özellikle folat, kalsiyum ve demir gereksinimi artar. Örneğin folat, sebze, meyve ve kuru baklagillerde doğal olarak bulunmasına karşın gebe ve emzirme dönemindeki kadınların, ek olarak alması gerekmektedir. Menopoz dönemindeki kadınlarda özellikle kalsiyum desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Osteoporozu önlemek ve menopozla birlikte vücutta oluşan fizyolojik değişiklikleri, kemiklerdeki kalsiyum çekimini, kemik kaybının oluşumunu ve minerilizasyonu engellemek için kalsiyum desteği alınması gerekmektedir. Çok düşük kalorili diyet yapması gereken kişilerin bu dönemlerde bir multivitamin desteğine gereksinimleri olmaktadır. Vejetaryen bireylerin, kalsiyum, demir, B12 ve D vitamini kullanmaları gereksinimlerini ancak karşılayabilmektedir. Bu nedenle bu bireylerde de besin desteleyici kullanımı gerekmektedir. Bazı hastalık durumlarında da hekimler besin destekleyicisi verebilirler. Özellikle sindirim sitemi ve karaciğer bozuklukları ile travma ya da ameliyat sonrasında hastaların vücutlarında besin öğelerinin emilimi bozulabilir. Bu durumda artan gereksinimi karşılayabilmek amaçlı besin destekleyicisi takviyesi yaparlar.

En çok bilinen besin takviyeleri nelerdir?  
Dyt. Ş.A.: Vitaminler, mineraller, bitkisel ürünler, spesifik takviyeler, multivitamin formüllerdir. Vitaminler içerisinde; yağda çözünen vitaminler arasında beta karoten, lutein caro-tenoid complex, lycopene carotenoid complex, astaxanthin, vitamin E gibi besin takviyeleri bulunmaktadır. Suda çözünen vitaminler arasında ise vitamin B complex, biotin, folik acid, vitamin B12, vitamin C/ester C gibi besin takviyeleri vardır. Mineraller içerisinde; kalsiyum, magnezyum, krom (chromium picolinate), demir, selenyum, çinko (zinc picolinate), iyot (kelp) gibi destekleyiciler mevcuttur.

O zaman fazla kullanımı toksik etkiye neden olup çok zararlı olabilir!
Dyt. Ş.A.: Her şeyin fazlası her zaman iyi olmadığı gibi nasıl yağ, şeker, sodyum için azı karar çoğu zarar diye düşünüyorsak, vitamin ve mineraller de yeterli düzeylerde alınmalıdır. Besin destekleyici kullanımının hekim önerisi ile olması en doğru yöntem ve seçim olarak kabul edilmektedir. Çünkü bireyler alması gereken desteği, ne kadar, ne sıklıkta ve ne miktarda kullanması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip olmayabilir. Bu nedenle de muhakkak doktor ya da beslenme uzmanlarına danışılmalıdır. Bazı ürünlerin yüksek alımları saç dökülmesi, mide bulantısı ve kusmaya neden olabilmektedir. Yine böbrek ta?ları, karaciğer ve sinir sistemi hastalıkları ve doğumsal bozukluklar da son dönemlerde gittikçe yaygınlaşan besin destekleyicilerin bilinçsiz kullanımından meydana gelebilmektedir. Özellikle yağda eriyen vitaminler (A,E, D ve K vitaminleri) vücutta depolandıkları için, uzun süre yüksek doz kullanımları vücutta toksik etki, hatta ölüm riski yaratmaktadır. Yine suda eriyen vitaminlerden B6 vitaminin fazla alımı menstruasyon dönem öncesinde tansiyon düşüklüğüne neden olabilmektedir. Birçok kadın zararsız olduğunu düşünerek B6 vitaminini uzun süre kullanmakta bir sıkıntı görmez fakat bu aşırı alım, sinir sisteminde dejeneratif bozukluklara geri dönüşsüz neden olabilmektedir.

Sağlıklı Sonuç İçin Doğru Seçim
Yaş, cinsiyet ve sağlık durumunuzu göz önünde bulundurun ve kendi ihtiyacınıza göre seçim yapın.

Daha çok vitamin ve mineral karışımlarını tercih edin. Özelliklede sağlıklı besleniyorsanız yeterli olacaktır.

Ekonomik olması açısından daha çok bilindik ve güvenilir markaları tercih edin.

İçeriğindeki şifalı ot ya da enzim isimleri gibi bazı maddelerin cazibesine kapılmayın.

Son kullanma tarihlerini MUTLAKA okuyun.

Kesinlikle önerilen dozlarda kullanın; artırmayın, azaltmayın.

Her zaman için doğal besinlere öncelik tanıyın. Unutmayı

9 Kasım 2010 Salı

Karnını düz yapmak için 8 yöntem

Sıkı bir karın her zaman çekici ve alımlı görünmenizi sağlar. Giydiğiniz her şey üzerinize daha güzel oturur ve imrenilen bir vücudun başı orantılı bir karın ile mümkündür. İşte yapmanız gerekenler:

1)Duruşunuza Dikkat

Ayakta dururken daha iyi bir duruş karın kaslarının doğru çalışmasını sağlar. Kulaklarınız omuz hizasında olmalı ve dizlerinizi kırmamalısınız. Omuzlarınızın ön kısmı askıya gömlek astığınız gibi düz olmalıdır. Öne doğru eğik durursanız kamburunuz çıkar ve zamanla kalıcı olabilir. Ağırlığınızı topuklarınıza verin. Bu sayede hem düzgün bir duruşa hem de sağlıklı karın kaslarına sahip olacaksınız.

2) Resmin Bütününü Düşünün!

Karın kaslarınızı çalıştırırken vücudunuzun diğer bölümlerini ihmal etmeyin. Sıkı bir karın için örneğin sırt ve bel bölümünde bulunan kasların da durumu oldukça önemlidir. Ayrıca dengeli bir biçimde tüm vücudu çalıştırmazsanız karnınız sıkı ancak diğer yerler gevşek kalacaktır.

3) Kano Dönüşü

Dik durun, ayaklarınızı omuz hizasında ayırın. Ellerinizi birleştirin ve kürek çektiğinizi hayal edin. Sağ ve sol tarafınıza doğru birleştirdiğiniz ellerinizi kanoda oturur gibi kürek hareketini 20 kere yapın. Hareketleri yaparken derin nefes almaya dikkat edin.

Gergin bir karına kavuşmak hayal değil! İşte seksi bir vücut için vazgeçilmeziniz olacak ürünler!

4) Kedi Tekmesi

Ayaklarınızı birleştirip dik durun. Kollarınızı uçak kanatları gibi açın. Nefes verin ve aynı zamanda bacağınızı kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın. Kollarınız önünüzde paralel olrak durmalı. Her bir bacak için 20 kez aynı hareketi yapın. Bu sayede bu bölgede bulunan kaslarınızın çalışacak ve yağ yakımı artacaktır.

5) Esneme

Dik durun, topuklarınızı birleştirin ve ellerinizi karnınızın altında kilitleyin. Nefes verin ve kollarınızı esnetebildiğiniz kadar aşağı doğru itin. Aynı zamanda parmak ucunuza kalkmaya çalışın. Bu şekilde 10 kez aynı hareketi tekrarlayın.

6) Yemenize Dikkat!

Ne kadar egzersiz yaparsanız yapın, yediklerinize dikkat etmediğiniz takdirde karnınızı istediğiniz şekle sokamazsınız.  Unutmayın mideniz karnınızda bulunuyor ve onun tıka absa dolu olması güzelliğinize gölge düşürecektir.

7) Gerçekçi Olun!

Genleriniz vücudunuzun şeklinde önemli bir rol oynar. Ancak nasıl olsa ailemdeki herkes kilolu diye tatlılara hücum etmek de doğru değildir. İstediğiniz takdirde ve gerçekçi hedefler koyduğunuzda motive olduğunuzu ve çarpıcı bir vücuda sahip olmanın o kadar da zor olmadığını göreceksiniz.

8) Acele Etmeyin!

Kimse bir günde muhteşem bir karına kavuşmuyor. Sabırla çalıştığınızda ve günde sadece 20 dakikanızı ayırdığınızda çok zaman geçmeden istediğiniz ölçülere ulaşacaksınız. Unutmayın! Her şeyin başı sabır…

 
Copyright © 2013 MODA DÜKKAN
Design by MODADUKKAN | MODA
    Twitter Facebook Google Plus Vimeo Flickr YouTube