POPULER YAYINLAR

29 Aralık 2010 Çarşamba

Dakikalar içinde sağlıklı zayıflık

Günlük hayatınızda bu dakikalar sağlıklı bir yaşam sürmeniz için size yardımcı oluyor.

30 saniyede iştahınızı kesin

Yemeklerinizde kırmızı ve yeşil biberi bolca kullanmaya özen gösterin fakat aşırıya kaçmamaya dikkat edin. Siz yemeğinizi yavaş yavaş yerken biberle lezzetlendirdiğiniz yemekler beyninize hızla tokluk sinyalleri iletmeye başlayacak ve böylece size daha az yemek yemeye itecek. 

5 dakika japonlar gibi öğlen uyuyun

Hem ruhunuzu hem de vücudunuzu canlı tutacak, sizi stresten uzaklaştıracak ve keyif verecek bir yöntemdir öğlen uykusu.. Üstelik kilonuzu korumanıza da yardımcı olur. Çünkü uyku, yağ yakmayı sağlayan ve açlığı kontrol altına alan hormonları düzenleyici niteliktedir. Japonların bunda usta olduklarını incecik vücutlarından anlayabiliz. En iyisi öğle yemeğinden sonra en az beş dakika kadar uyumaktır.

10 dakika egzersiz öncesi doğru beslenin

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, glisemik indeksi (GI) düşük besinler tüketen kişilerin, tüketmeyen kişilere oranla daha fazla kalori ve yağ yaktıkları ortaya çıkmış. Sonuç olarak koşuya veya spor salonuna gitmeden önce sabah kahvaltısında tereyağlı ballı bir kahvaltı ve enerji içeceği yerine, glisemik indeksi düşük yoğurt, badem, elma ve şekersiz müsli gibi bir karışımı tercih etmelisiniz.

5 dakika kollarınızı çalıştırın

Günde sadece beş dakikalığına kollarınızı bir ağırlık (dumbel veya kalın bir kitap olabilir.) yardımıyla çalıştırmanız, güçsüz kaslarınızı uzun vadede güçlendirmeye yarayacaktır. Kol kaslarınıza sertlik veren ve lenf sirkülasyonunu düzenleyen bu aktivite, boyun ves sırt masajı ihtiyacınızı da azaltacaktır.

1 dakika sirke yapın

Sirkenin içine koyacağınız soğan, sarımdak ya da turşuluk salatalık gibi sebzeler, asidik olarak sirkeyi daha da zenginleştirerek glisemiyi düşürür ve vücudunuzdaki yağların içindeki şekerin tutulmasını engeller.

2 dakika kalçalarınızı çalıştırın

Bunu her gün uygulayın ve kalçalarınız incelsin. Sırtınızı duvara yaslayın ve sırtınız duvara paralel bir şekildeyken dizlerinizi kırarak oturma pozisyonuna gelin ve posizyonunuzu koruyun. İlk başlarda yapmazsanız bu çok normal, kalkıp tekrar deneyin ve hareketinizi 69 saniyeye tamamlamaya çalışın. 

8 dakika basit birkaç hareket öğrenin

Duruşunuzu ve görüntünüzü olumlu etkileyebilecek birkaç hareket çalışın. Hlen Haynes’ın web sitesi http://www.danoneet vous.com/espace-gym adresinden ulaşarak, oradan basit birkaç hareket öğrenebilirsiniz. Kalçalarınızı sıkılaştırıp bedeninizi küçültecek bazı hareketleri öğrendikten sonra üstüne daha pek çok hareket ekleyebilirsiniz. Unutmayın, her hareketiniz belirli bir tekrarlama sürecinden sonra giderek muhteşem olacaktır.

3 dakika 30 saniyede güneşi selamlayın

Her sabah yapacağınız kıa bir yogayla bile vücudunuz ve ruhunuz enerjiyle dolacak. Sabah sabah bir litre kahvenin yerine yapacağınız yoga, size kahvenin sağlayacağından daha uzun ve gün boyu enerji sağlayacaktır. İşte sizin için güneşi selamlamanın videolarla anlatıldğı bir internet sitesi adresi: www.julielacoach.fr Yoga eğitmeni Julie Imperiali tarafından kurulan sişteden daha pek çok videoya ulaşmak da mümkün.

3 dakikada kendinizi müziğin akşına bırakın

Sigara veya atıştırmak için mola vermektense, istediğiniz bir türde müzik açarak kendinizi müziğin akışına bırakın ve dans edin. Gün boyu bilgisayarın önünde veya dosyaların arasında geçirdiğiniz vakitleri hem eğlenceli, hem de sağlıklı kılmak adına harika bir fikir.

4 dakika sabah egzersizi yapın

Kalkar kalkmaz yapacağınız ilk şey, gerinmek ve vücudunuzu esnetmek olsun. Bu aktivite kan dolaşımınızı hızlandırdığı gibi, günün ilk saatlerinde vücudunuzun ihtiyacı olan oksijeni de bolca sağlar. Bu hareketler kaslarınızı çalıştırırken tüm bedeninizn uyanmasına yarar. Kolla, sırt ve bacaklar bu aktivitede önemli bir yer tutarken boyun ve bel bölgenizi de çalıştırmayı unutmayın. Tüm vücudumuzu tek bir hareketle çalıştırabilirsiniz; Sırtüstü yere yatın, dizlerinizi karnınıza doğru çekin ve kollarınızla bacaklarınızı sarın. Bu pozisyonda yaklaşık 20 saniye kadar durun ve toplamda üç kez tekrarlayın.

Yiyerek Göbeğinizden Kurtulun

Bugünlerde hem kadınların hem de erkeklerin en büyük sorunu kiloları. Özellikle göbek hem kadın da hem de erkekte başlıca problemdir.

Yiyecekler
Fasulye, nohut, mercimek gibi gıdalar ile kiraz, çilek, vişne gibi küçük meyveler en iyi yiyeceklerdir. Kuru fasulye, böğürtlen, kuru kayısı, kış meyvelerinin taze sıkılmış suları kilo vermede en etkili yiyecekler olarak sıralanıyor. Bu yiyecekler sizin tok hissetmenizi sağladığı için kilo vermenize yardımcı olur. Bunlardan günde 25 ila 35 gr kadar tüketmeniz gerekir. Hiç yememek ise doğru değildir.

İçecekler
Buzlu soğuk su en iyi içecek. Kalorisizdir, midenizde doygunluk hissine neden olur ve daha az yersiniz. Kan basıncınızın ve adet öncesi dönemi rahat atlatmanızı da sağlar. Buzlu su içtiğinizde vücudunuz ısınmak için ekstra kalori harcadığı da aklınızın bir kenarında bulunsun. Zayıflamak için alkolden uzak durun. Likör ve bira kandaki kortisol seviyesini yükseltir ve yağların göbek çevresinde toplanmasına neden olur.

Vitaminler
Kalsiyum kemiklerinizi koruyarak omurgada çatlaklara neden olan osteoporozu engeller. Bu sistem çöktüğünde göbek dışarı fırlar. Eğer 50 yaş civarında veya daha yaşlı bir kadınsanız günde bin 500 mg kalsiyum alın. 50 yaş altındaki erkek ve kadınlar için günde bin mg kalsiyum almaları öneriliyor. Göbek veya bel çevresinden zayıflamak için zayıflama ilaçları kullanmayın. Bu cezbedici ilaçlar egzersiz veya doğru beslenme desteği olmadan hiçbir işe yaramaz. 

Jimnastik hareketleri
Yere eğimli sabit egzersiz bandı ’Decline Bench’ jimnastik aletleri içinde en iyisi. Yer çekimi nedeniyle vücudunuzun üst kısmı altından daha ağırdır. Ayarlanabilir aletle birçok zor hareket yapılabiliyor. Egzersiz aletini minimum 30 derece yere eğimli olacak şekilde kurun. Aletin oturma yerine oturun ve ayaklarınızı ayağınızı tutması için yapılan yere koyun. Yavaşça aletin üzerine doğru uzanın ve ellerinizi başınızın altına koyarak yavaş yavaş doğrulmaya çalışın. Hareketleri sürekli tekrarlayın.

Bisiklet en kötüsü
Bel çevresi için en iyi sporlar Kickbox, raket oyunları, squash, krol crawl yüzme ve tek başınıza tenis olarak belirtiliyor. Bunun yanında herhangi bir aerobik egzersizi de göbek çevresindeki yağları eritir. Tüm bu sporlar bir saatte 475 kaloriden daha fazla yakmanızı sağlar. Bisiklet sürmek bel inceltme için en kötü spordur. Bu basenler içindir. Bu kaslar tüm vücutla bağlantılı değildir.

Ev aletleri
En iyisi egzersiz topuyla hareket etmektir. Egzersiz topuyla vücudunuzu eğin, bükün. Eğer sırt ağrısı sorunlarınız varsa egzersiz topundan uzak durun. 

Alışkanlıklar
En iyi alışkanlık dik yürümek ve oturmak. Kendinizi koyuvermiş gibi yürümeniz göbeğinizin öne çıkmasına neden olur. Zaman zaman göbeğinizi içinize çekip bırakmanız da belinizin incelmesine yardımcı olur. Sigara içmek veya pasif içicilik en kötü alışkanlıklardan biri. Düzenli içicilerin bel çevresi dumanı içlerine çektikleri ve üfledikleri için daha kalındır.

Göbek şişkinliğini azaltan öneriler
- Su için.
- Cipsten vazgeçin.
- Fazla tuzlu gıdalar tüketmeyin.
- Sakız çiğnemek fazla hava yutmanıza neden olur, bu sebeple fazla çiğnemeyin.
- Sindirim sorunu yaşıyorsanız bir veya iki fincan kahve lavaboya gitmenizi sağlayabilir.

Zayıflatan kıyafetler
Vücut şekillendirici kıyafetler giyin. Bel çevresi için üretilen ’Lycia’ içeren kıyafetlerden edinin. Fazla kiloluysanız kıyafetler sıkabilir veya yağlar taşabilir. Bu nedenle üzerinize göre olanları tercih edin.

28 Aralık 2010 Salı

Hamilelik öncesi diyeti

Et, balık ve yumurtada kısırlık yapan dioksin bulunduğunu vurgulayan Dr. Halit Fırat Erden: ’Hamileliğe hazırlanan çiftlere üç ay boyunca özel diyet öneriliyor.

Et, balık ve yumurtada kısırlık yapan dioksin bulunduğunu vurgulayan Dr. Halit Fırat Erden: "Hamileliğe hazırlanan çiftlere üç ay boyunca özel diyet öneriliyor. Bu programda kırmızı etin yerini alacak vitaminler ve yiyecekler bulunuyor." diyor.

Bahçeci Kadın Hastalıkları& Doğum, Teşhis ve Tedavi Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden, bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin nasıl beslenmesi gerektiğini anlatıyor…

DİYET YAPMAK ŞART
Gebeliğe hazırlanan kadınların içeriğinde dioksin bulunan gıdalardan kaçınması gerekir. Dioksin, kırmızı et, tavuk, balık ve yumurtada var. Bunların hepsinin beslenme programından çıkartılmasını istemiyoruz. Çünkü bu kez de yine kısırlığa neden olan D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Ama nedensiz kısırlık sorunu yaşayan çiftlere, üç ay önceden özellikle bir diyet programı öneriyoruz. Yani yalnızca kadınlara değil, erkeklere de bir program öneriyoruz.

Hamileliğe hazırlanırken daha çok sebze ve meyve ağırlıklı bir diyet programı öneriyoruz, ama tamamen vejetaryen diyemeyiz. Çünkü bu besinleri hayatımızdan çıkarıp yalnızca sebze-meyve ile beslenmek de sağlıksız beslenmek anlamına gelir. Bunlar beslenme programından çıkartılırken, onların yerine geçecek bir takım vitamin takviyeleri gerekir. Bu besinlerin yerine bebek isteyen çiftlerin neler yemeleri gerektiğini belirliyoruz. B12, demir, kalsiyum ve çinko takviyeleri yapıyoruz. Dioksin yağda birikir. Kilo vererek vücutlarında daha önce biriken dioksini atmalarını sağlamaya çalışıyoruz.

DİOKSİNİN ZARARLARI
Dioksinler şu anda çevrede ve besin zincirinde baştan sona bulunuyor. Özellikle süt ürünleri, et, balık ve yumurta gibi yağlı yiyecekler yoluyla hepimizin günlük beslenmesinin içinde. Dioksin kanser yapmasının yanında, sinir, bağışıklık ve üreme sistemlerine (sperm sayısında azalma dahil) zarar veriyor, doğmamış bebeklerde sakatlıklara sebep olabiliyor. Sadece kadın için değil, erkek için de son derece tehlikeli. Endokrin sistemini bozabiliyor, kadınlarda endometriozis ve daha birçok olumsuz etki yapabiliyor. Doğal beslenme kaynaklarına dönmek bile bazen çevremizi bu derece sarmış olan toksik ajanlardan kurtulmamıza yetmeyebiliyor.

İDEAL KİLO ÖNEMLİ
Obez olmak, birçok olumsuzluğun yanında kadınlarda doğurganlığı da azaltıyor. Hastalarım arasında, ideal kilosuna ulaşıp, yaşam şeklini düzenleyen ve tüp bebek tedavisine gerek kalmadan gebe kalan pek çok anne var. Şişmanlığın, doğurganlığa pek çok olumsuz etkisi vardır. Adet düzensizliği, düşük riskinde artış, üremeye yardımcı tedaviyle gebelik şansının azalması gibi. Şişmanlığın gebelik boyunca da yaratacağı olumsuzluklar vardır; yüksek tansiyon, şeker hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu, bebekte doğumsal şekil bozukluğu, fazla kilolu bebek nedeniyle müdahaleli doğum, erken doğum nedeniyle prematürite, doğum süresinin uzaması, doğum sonrası kanama miktarının artışı, kesi yerlerinde enfeksiyon gibi sorunlara neden olur. Bütün bunlardan kurtulmak için moda diyetler yerine, hamilelikte mutlaka bir uzman yardımıyla kilo vermek gerekir.

SIFIR BEDENLER ANNE OLAMAZ!
Sıfır beden olayım derken ömür boyu çocuksuz kalabilirsiniz. Adet düzensizliği, yumurtlama bozukluğu gibi sorunlar aşırı zayıflıktan kaynaklanarak, infertiliteye sebep olabilir. Benzer durum, atletler, yüzücüler gibi ağır spor yapanlarda da sık görülür. Vücudun, normal ağırlığının 10-15 kilo altında olmasına zayıflık, 15-20 kilonun altında olmasına ’ciddi zayıflık’ denir. Tiroid hormonlarının aşırı salgılanması, metabolizmayı hızlandırarak besinlerin daha hızlı yakılmasına yol açar. Sonuçta kilo alınamaz ve yumurtlama fonksiyonları üzerine olumsuz etki yaratır. Kısacası; hanımlar vücudunuzun yağ oranı yüzde 20-22’nin altına düşmemeli!

İŞTE FORMÜL
• Hamileliğe hazırlanan kadın zayıf ya da şişman olmayacak.
• Hamilelik sırasında bol kırmızı et, yumurta, balık yemekten kaçınılacak.
• Hamilelikten üç ay önce çiftlerin dioksinden uzak bir beslenme programı uygulaması gerekecek.

26 Aralık 2010 Pazar

Düz Bir Karın İçin Yiyin..

Özellikle bol bol turunçgil yiyin.. İnce bir bele sahip olmak için ekmek yerine şeker içeren sebze ve meyvelerden tüketin..

Meyve ve sebze yiyin

Zengin C vitamini, beta-karoten, antioksidan içeren lifli yiyecekler uzun süre tokluk hissetmenizi sağlar ve bel çevresinde yağ depolanmasını azaltır. 

Havuç, taze meyve suyu ve şeftali beta-karoten bakımından, portakal, çilek,ahududu, böğürtlen, kivi C vitamini bakımından zengindir. Beslenmenizde meyve suları veya meyve yemeden önce, yeşil biber gibi kaloriyi düşüren sebzeleri tercih edin.

Bol miktarda selenyum alın

Kandaki selenyum oranı ile diğer antioksidanların yetersiz olması belin daha kalın olmasının nedenlerindendir. Selenyum bir çok yiyecekte bulunuyor. Eğer günde 55 mcg alınması önerilmişse, yiyeceklerden ne kadar alındığını tahmin etmek zor olabilir. Bu nedenle selenyum içeren vitaminlerden alabilir veya seleyum içerikli bir beslenme programı uygulayabilirsiniz.

Protein alın..

Protein içeren yiyecekler enerji verir ve zayıflamanıza yardımcı olur. Bu nedenle eğer günde 2000 kalori ile besleniyorsanız bunun 500 kalorisi proteinden olabilir. Yağsız yoğurt, süt, balık gibi gıdaları beslenmenize gereken miktarda ekleyebilirsiniz. Fındık, ceviz gibi çerezler de zengin birer protein kaynağıdır ancak hafta bir kez 24 badem, 35 fındık yiyebilirsiniz.

Doğru yağlarla beslenin

Zeytinyağı gibi doymamış yağlarla beslendiğinizde daha kolay zayıf kalırsınız. Omega 3 içeren balık veya ceviz yiyebilirsiniz. Omega 6 içeren mısır yağı, tahıllar, fırında pişen yiyecekler ve yumurtalar karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir.

Kesinlikle yenilmemesi gerekenler!

İşlenmiş yağlar, besleyici özelliği olmayan kurabiye, pasta vs., cipsler kesinlikle yenilmemeli..

Zengin selenyum kaynakları; Balık, organ etleri, tahıllar, bira ma­yası, brokoli, lahana, kereviz, salatalık, soğan, sarımsak, turp, mantar, yumurta, ay çekirdeği ve mısırda bulunur.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Kilo almanıza yol açanlar ve çözümleri

İşte kilo vermenizi engelleyen hatta kilo almanıza yol açan 7 neden ve bunlarla baş etmek için en etkili çözüm önerileri...

ABD’de, Amerikan Diyet Birliği tarafından, Gallup Araştırma Şirketi’ne yaptırılan bir araştırmanın sonucu oldukça ilginç. Kadınların yüzde 99’u sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanıyorlar. Oysa verdikleri yanıtlar; kendileri için gereken sağlıklı beslenme standartlarını, sadece yüzde 1 oranında sağlayabildiklerini ortaya çıkarıyor. Buradaki en büyük sorun, bolca lifli gıda ve doymamış yağ yerine, ağırlıklı olarak, az ama doymuş yağ, şekerin ve rafine besinlerin tüketilmesi. Oysa besinlerin niceliği kadar niteliği de önemli. Siz kalori hesabı yapıp, yediğiniz her lokmayı sayarken çok farklı nedenler kilo vermenizi engelliyor olabilir. İşte kilo vermenizi engelleyen hatta kilo almanıza yol açan 7 neden ve bunlarla baş etmek için en etkili çözüm önerileri.

1- Kahvaltıyı atlamak

A.B.D. Colorado Üniversitesi’nde, 3 bin gönüllü üzerinde, kahvaltı üzerine bir araştırma yapılmış. Bu kişilerden 1 yıl boyunca düzenli kahvaltı etmeleri istenmiş ve yıl sonunda ortalama 6 kilo verdikleri gözlenmiş. Özellikle, kepekli ekmek, müsli gibi lifli besinlerle kahvaltı eden kadınlar çok daha rahat kilo veriyor ve bu kiloyu korumakta da çok zorlanmıyor. Ayrıca kahvaltıyı atlamak dalgınlığa ve konsantrasyon eksikliğine de neden olabiliyor.

ÇÖZÜM: Tabii ki kahvaltı atlamamak. Sabahları sadece 10 dakika erken kalkarak, bir kase yağsız süt içinde müsli yiyebilir ve kendinize çok büyük bir iyilik yapabilirsiniz. Ancak kahvaltı etmek adına, yağlı poğaça ve açmaları sakın aklınıza getirmeyin. Lifli yiyecekler, taze meyve, meyveli yoğurt ve yağsız süt iyi bir kahvaltı için yapılacak en mükemmel tercihler.

2- Sadece tadına bakmak

Arkadaşınızın doğum gününde dayanamadınız ve o kadar ısrar karşısında incecik bir dilim pasta yediniz. Ardından akşam yemeği için gittiğiniz restoranda, salata ısmarlamanıza rağmen, eşinizin patates kızartmalarından bir iki tane aldınız, bir de diğer arkadaşınızın spagettisinin tadına baktınız. Ama tabii bunları kesinlikle yemekten saymıyorsunuz. Ancak beslenme uzmanları, kilo almanın altında yatan en önemli nedenlerden birinin, diyet planı uygularken, "tadına bakmak", "küçücük bir lokma almak" gibi bahanelerle günlük kalori alımının üzerine çıkmayı gösteriyorlar. Hatta yapılan araştırmalar, bu şekilde tüketilen yiyeceklerin ortalama olarak günde 700 kaloriyi bulduğunu gösteriyor.

ÇÖZÜM: Bu konuda yapabileceğiniz en mükkemel şey bir yiyecek günlüğü tutmak. Böylece, tadına baktığınız böreği, bir parçacıktan bir şey olmaz diye ağzınıza attığınız çikolatayı önünüzde yazılı görecek ve durumun ciddiyetini anlayabileceksiniz. Ayrıca yazacağınızı bildiğiniz için bir şeyler yerken çok daha dikkatli olacaksınız.

3- Şeker bağımlılığı

Şeker ve çikolata kadınların en çok sevdiği yiyeceklerin başında geliyor. Ama burada suçlular çay ve kahvelerimize attığımız kesme şekerlerle, atıştırdığımız şekerleme ve çikolatalar değil. Uzmanlara göre tükettiğimiz şekerin üçte birini gizli bir şekilde alıyoruz. Meyveli yoğurtlar, meyve suları, bazı alkolsüz içecekler nedeniyle farkında olmadan daha fazla şeker tüketebiliyoruz.

ÇÖZÜM: Öncelikle tüm tatlı ve pastaları kendinize haftada sadece bir gün sunabileceğimiz bir ödül olarak sınırlandırmalısınız. Onun dışında yediğiniz tüm besinlerin etiketlerini okuyun ve fruktoz, mısır şurubu ve sakkaroz gibi maddelerin de şeker sınıfına gireceğini unutmayın. Meyveli yoğurt, mısır gevreği ve müsli gibi yiyecekleri satın alırken de şeker içermeyen çeşitlerini seçin.

4- Yeterli miktarda gıda alamamak

Çoğu kişinin, bol bol lif, vitamin ve mineral içeren "tam" yani işlenmemiş gıdalardan yeteri kadar tüketmediği bilinen bir gerçek. Ne yazık ki, işlenmiş, rafine edilmiş ve pek çok katkı maddesi katılarak hazırlanmış gıdaların hayatımızdaki yeri çok daha fazla. Araştırmalar beyaz unla yapılan her türlü hamur işinin beslenmemizde en büyük yeri tuttuğunu gösteriyor.

ÇÖZÜM: Beyaz ekmek, pirinç ve makarna yerine, işlenmemiş kepekli ya da doygun ekmek, kepekli pirinç ve tam makarna tercih etmeye çalışın. Atıştırmak içinse cips, çikolata yerine, yağsız patlamış mısır ya da kuru meyveleri seçin. Evde yaptığınız kek ve hamur işlerinde de, eğer mümkünse, kepekli unu kullanmanız son derece akıllıca olur.

5- Çok fazla yağ tüketmek

Günlük yağ ihtiyacımız yaklaşık 67 gram. Yağ tüketimini kısıtlamak denince, aklımıza sadece yemeğe konulan ya da kahvaltıda kullanılan yağlardan vazgeçmek geliyor. Oysa tereyağ ve margarini keserken, salata soslarında, peynirde ya da sütte var olan yağı göz ardı ediyor, tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik fazla yağların en önemli özelliği, kalça, karın ve bacak gibi bölgelerde depolanmaya çok müsait olmaları. Ayrıca fazla yağ tüketenlerin, balık, yağsız süt, C vitamini, A vitamini ve folik asit açısından zengin ve kilo vermeye yardımcı yiyecekleri daha az tükettikleri de gözlenmiş.

ÇÖZÜM: Genel olarak, "bir yiyecek ne kadar az işlenmişse o kadar az yağ içeriyordur" kuralını benimseyebilirsiniz. Ayrıca satın aldığınız besinlerin ambalajlarını okuyarak ne kadar yağ içerdiği hakkında bilgi edinmeniz ve seçimi buna göre yapmanız da olası. Bir besinin kaç kalori olduğu kadar, yağdan gelen kalorisinin ne kadar olduğuna da dikkat edilmeli. Yağ oranı, 100 kaloride 3 gramdan fazla olan besinleri tercih etmeyin.

6- Kalsiyum alımını önemsememek

Hemen hemen herkes kalsiyumun sağlıklı kemiklere sahip olmak ve osteoporozu engellemek için gerektiğini biliyor. Ancak kalsiyumun kilo vermede de etkili olduğu pek fazla bilinmiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerle beslenenlerin vücut kitle endekslerinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni kalsiyumun kalsitrol eksikliğini önlemesi. Kalsitrol, vücudumuz tarafından salgılanan ve yağların depolanmasını önleyen bir hormon.

ÇÖZÜM: Büyük bir bardak yağsız süt içerek hem kemiklerinizi koruyacak hem de sizin için gerekli olan kalsiyum miktarını alacaksınız. Üstelik sadece 320 kaloriyle! Süte karşı hassassanız ve süt içtikten sonra sindirim problemleri yaşıyorsanız laktozsuz sütlerden de faydalanabilirsiniz. Eğer süt içmek sizin için imkansızsa, yağsız peynir, yoğurt ve füme somon gibi kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerden bol bol tüketin.

7- Doğru sebzeleri seçememek

Yağ içermeyen, bol lifli ve hastalıklarla savaşan bir çok maddeyle dolu sebze ve meyveler aslında tüketmek için en mükemmel besinler. Oysa ne yazık ki pek çoğumuz taze sebze ve meyve tüketimine gereken önemi vermiyoruz. Sadece sebze yemiş olmak için ağırlıklı olarak patates ve marulu tercih etmek de yapılabilecek büyük bir hata. Oysa patates, özellikle de kızarmış olduğu zaman, fazla besleyici değeri olmayan bir gıda. Aynı şey büyük ölçüde sudan oluşan amerikan marulu için de geçerli.

ÇÖZÜM: Sebze seçiminde aklınıza ilk gelen koyu yeşil yapraklı (ıspanak ve pazı gibi) ve sarı (biber ve kabak gibi) sebzeler olmalı. Bu sebzeleri haşlanmış ya da buharda pişirilmiş şekilde yemeniz en doğrusu. Ayrıca, bol bol şeker ve boya içeren meyve sularının da meyve yemekle aynı şey olamayacağını aklınızdan çıkarmamanız gerek.

23 Aralık 2010 Perşembe

Zayıflamak için haftada 4 kez spor gerekli

Daha sağlıklı, mutlu, kaliteli ve uzun bir yaşam için hangi sporu seçmeli, ne kadar spor yapmalısınız? İşte yanıtlar… 

Uzun yaşamak, hayatı zinde, kaliteli, nitelikli geçirmek istiyorsanız spor yapıyor olmalısınız ya da en yakın zamanda spora başlamalısınız! Fiziksel görünüşünüzü güzelleştirmek ve zindelik sağlamak için yarışmalara katılacak profesyonellikte sporcu olmak zorunda da değilsiniz.

“Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme” bütünü kas gücünü, dayanıklılığı, koordinasyonu artırıp, kardiyovasküler uyumu sağlar, şişmanlık riskini azaltır, daha mutlu ve stressiz bireyler yaratır.
Doğru kilo kaybı yağ kaybıdır; bunun için vücudun “çalışan işçileri” olan kas kitlesini artırmalı metabolik faaliyeti yükselterek yağ yakımını hızlandırmalısınız. Bunun en temel yolu da diyet programları için her zaman söylediğimiz “kişiye özel” ilkesinin spor programları için de uygulanmasından geçmektedir. Kendi vücudunuza, yaşam şartlarınıza ve isteğinize uygun bir spor seçip o sporu yapmayı sürdürmelisiniz.

Kısırlığa yol açabilir!

Son çalışmalar kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiklerini, bunun da kısırlığa giden sonuçlara neden olabileceğini, hamile kalmakta zorlanabileceklerini göstermiştir.

Dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, harcanan eforun şiddeti, yani yoğunluğudur. Spor hekimi efor testiyle egzersiz nabzını belirleyebilir. Eforunuzun yoğunluğu, egzersiz yaparken ıslık çalmanızın veya yanınızdakilerle konuşmanızın mümkün olacağı bir şiddette olmalıdır. Ayrıca, egzersiz yoğunluğu çok hafif de olmamalı, ter atılmalıdır.

Nasıl ve ne kadar?

Uzmanlar kilo kontrolü için haftada en az 2, kilo kaybı içinde haftada en az 4 kez spor yapmayı öneriyor. Spor öncesi ne çok aç, ne de tok olmalısınız. Sıvı alımını takip etmelisiniz.

Egzersiz konusunda kendinizi test edin

1. Haftada kaç kez spor yapıyorsunuz?
a. Hiç
b. Haftada 1 veya 2 kez
c. Haftada 3-4 kez
d. Haftada 5 veya daha fazla

2. Bir günde spor yapmak amacıyla ortalama kaç dakika hareket ediyorsunuz…
a. 10 dakikadan az
b. 10-20 dakika
c. 20-30 dakika
d. 30 dakika veya daha fazla

3. Spor yaparken ya da ağır bir aktivite sonrasında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
a. Pek hareketli sayılmam.
b. Nefesim kesilmez, terlemem.
c. Normalden hızlı nefes alırım.
d. Normalden çok daha hızlı nefes alırım, terlerim.

A’lar çoğunluktaysa:
Sağlığınızı ciddi şekilde riske atıyorsunuz. Az hareket bile hareketsizlikten iyidir. Azar azar başlayın, performansınız yükseldikçe yaptığınız aktiviteyi artırın.

B’ler çoğunluktaysa:
Fena değil. Az da olsa hareket ediyorsunuz. Fayda sağlamak için biraz daha aktif olmalısınız. 10 dakikalık aktivitelerle başlayıp, birkaç hafta içinde bunu günlük 30 dakikaya, daha sonra da 60 dakikaya çıkarmak hedefiniz olmalı.

C’ler çoğunluktaysa:
Düzenli egzersizin faydalarını hissediyor olmalısınız. Haftanın çoğu günü yarım saatlik bir aktiviteniz var. Amacınız bunu artırmak her güne yaymak ve aktivite süresince hafif ısınma hissedip hafif şekilde nefes nefese kalmak olmalıdır.

D’ler çoğunluktaysa:
Süpersiniz! Aktivite süresince ciddi ısı artışı hissediyor, nefes nefese kalıyorsunuz. Egzersizin sağlığınız açısından faydalarını görmeye başlamış olmalısınız. Eğer performansınızdan memnunsanız bu seviyede tutmak için çalışın, artırmak niyetindeyseniz bir egzersiz uzmanı eşliğinde çalışın.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Elma tipi şişman kadınlar aman dikkat!

Elma tipi şişman kadınlar diyabet, kardiyovasküler hastalıkların tehdidi altında...

Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kaya, kadınların menopozdan sonra elma tipi şişmanlık ile karşı karşıya olduğunu belirterek, elma tipi şişman kadınların da diyabet, kardiyovasküler hastalıkların tehdidi altında olduğunu bildirdi.

SÜ Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Diyabet Bilim Dalı Öğretim Üyesi Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı kilo sorunu olanların elma ve armut tipi şişmanlık olarak iki grupta değerlendirildiğini, elma tipi şişmanlığın vücut yağlarının daha çok orta bölgede (karın-bel) toplanması ile karakterize olduğunu, armut tipi şişmanlıkta ise vücuttaki fazla yağların daha aşağıda (kalça) ve daha yayılmış olarak bulunduğunu kaydetti.

Obezitenin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla arttığını vurgulayan Kaya, dünyada 1 milyardan fazla kişinin aşırı kilolu, en az 300 milyon kişinin ise obez olduğunu ifade ederek, 2025 yılından sonra dünya nüfusunun en az yüzde 60’ının obez olacağının öngörüldüğünü bildirdi.

Obezite ile diyabet arasında sıkı bir ilişki olduğunu, karın yağları arttıkça, bel çevresi genişledikçe, serbest yağ asitlerinin karaciğere geçtiği ve
 insülin direncine yol açtığını dikkati çeken Kaya, "Vücut yağ dağılımı insülin direncini belirleyen en büyük faktör. Karın yağlarının artması tip 2 diyabetin gelişmesine yol açmaktadır" dedi.

Aşırı yağın kalpte toplanması durumunda kalp yetmezliğine, iskelet kaslarında toplanırsa insülin direncine yol açtığını belirten Prof. Kaya, yağın  pankreasta oluşması halinde ise insülin yetmezliğine neden olduğunu vurgulayarak, "balkonlu erkek" diye tabir edilen göbekli ve karın bölgesi kalın erkeğin diyabet riski kadar elma tipi denilen kadınların da aynı riskle karşı karşı olduğunu söyledi.

FİZİKSEL AKTİVİTE ŞART

Armut tipi şişman kadınların menopozdan sonra elma tipi şişmanlıkla karşı karşıya geldiğini anlatan Ahmet Kaya, "Menopozdan sonra östrojen hormonunun azalmasından sonra elma tipi şişmanlık oluyor. Bunun gelişiminde bir çok faktör var. Bunlardan biri durağan yaşam, fiziksel aktivitenin azalması. Fiziksel aktivitenin artmasının elma tipi şişmanlığı önlediğini, kas içi yağlanma ve karaciğer yağlanmasının geriye gittiğini görüyoruz. Kadınlarda elma tipi şişmanlık zararlı" diye konuştu.

Dünyanın hızla yaşlandığını ifade eden Prof. Dr. Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"1900’lü yıllarda kadınlar menopozdan sonra bir yıl içinde ölüyordu. Şimdi kadınların menopozdan sonra en az 30 yıl yaşadığını görüyoruz. Armut tipi kadın, hayatının 30 yılını elma tipi ile geçiriyor. Elma tipi kadın diyabet ve kardiyovasküler hastalıkların tehdidi altında. Olmaması gereken yerlerde yağ toplanması, riski daha da artırıyor. Bunu önleyecek tek şey fiziksel aktiviteyi artırma."

Tip 2 diyabet ve obezitenin çocukları bile tehdit eder hale geldiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Kaya, Amerika’da 2-3 yaşında tip 2 diyabetli çocuklarla karşılaşılabildiğini bildirdi.

ZAYIFLAR DA KORKSUN

Zayıf görünenlerin de diyabet olabileceğini dikkati çeken Kaya, buna örnek olarak Japonları verdi. Japonların zayıf göründüğünü ancak viseral yağ dokusu toplanmasının fazla olduğunu anlatan Kaya, "Bunun tehlike eşiği 100-110 santimetrekaredir. Örneğin beden kitle endeksi 25 kilogram metrekare olan bir Japonda bu rakam 110’u aşmıştır. Onlar normal görünseler de diyabet olma olasılığı daha fazladır. Zayıflar da diyabetten korkmalı. Genetik faktörler de diyabette önemli" dedi.

Durağan yaşamın insanın en önemli düşmanı olduğuna işaret eden Ahmet Kaya, durağan yaşamın, çocukları bile tehdit ettiğini vurguladı.Sürekli sınavlara hazırlanan, günün büyük bölümünü bilgisayar başında oyun oynayarak geçiren, geleneksel beslenme tarzı yerine fast food beslenen çocuğun obezite ve diyabet riski altında bulunduğunu bildiren Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:

"İnsanın cinsiyeti ve genetiği değiştirme şansı yok ancak hastalıklara zemin hazırlayan risk faktörlerini değiştirebilir. Hareket etmek, yürümek, daha fazla çalışmak, az ve sık yemek, yemeği yavaş çiğnemek risk faktörlerini ortadan kaldıracak aktiviteler."

21 Aralık 2010 Salı

Dikkat, moda olan her diyet işe yaramıyor!

Kısa zamanda zayıflatmayı vaat eden diyetler şişmanlamanıza yol açabilir.

İnsanların estetik kaygılarını, minimum çaba ile daha iyi görünme ve daha iyi hissetme zaaflarını bilen kişilerce ticari amaçla piyasaya sürülmüş, bilimsel dayanağı olmayan, kısa ve uzun vadede kiloyu ve sağlığı olumsuz etkileyen moda diyetler, çoğu kişide kilo kaygısının artmasına, diyet yapmanın yaşam tarzı haline gelmesine yol açıyor. 

Moda diyetler hangileri?
Ayırma diyeti (karbonhidrat ve proteinin beraber tüketilmemesi), Dr. Atkins diyeti, tek besine dayalı diyetler (ekmek diyeti, makarna diyeti, çorba diyeti…), kan grubuna göre diyet, Hollywood diyeti, formula diyetler (endüstriyel üretilmiş toz şeklindeki çorba ve içeceklerden oluşuyor) olarak sıralanabilir. Bu diyetler hızlı zayıflatmayı vaat etmenin yanı sıra bazı besin karışımlarını mucize olarak tanıtma, bazı besinleri sınırsız tüketmeyi önerme, onları iyi-kötü diye sınıflandırma gibi özelliklere sahip. 

Şok diyetler kilo aldırıyor
Pek çok kişi hızlı zayıflatmayı vaat eden moda diyetlerin cazibesine kapılırken, aklımıza gelen ilk soru şu: Bu diyetler sağlıklı mı ve gerçekten kilo verdiriyor mu? Bu diyetler kilo verdirmesine verdiriyor ancak beslenme uzmanları, sağlıklı zayıflamanın bu diyetlerle sağlanamayacağı ve moda diyetle zayıflamanın gerçek zayıflama olmadığı konusunda hemfikir. Çünkü moda diyetlerin ilk 3-7 günde kiloda hızlı değişiklik sağlamaları, vücuttan su atıldığı için oluyor. 

Bu diyetlerin genelde kalorisi ve karbonhidratı çok düşük olduğundan vücut temel ihtiyacı için kendi deposundaki karbonhidratı kullanıyor. Depolanmış karbonhidratın her bir gramı vücutta 2-4 gram su bağladığından, depo kullanıldığında su açığa çıkıyor. Su vücuttan atıldığında da kilo düşüyor. Diyet kesildiğinde ve normal gıdalara dönüldüğünde ise bu su ve tabii ki kilolar da geri dönüyor. 

Diyet esnasında belli besinlere ağırlık verildiğinden yasaklanan gıdalara karşı aşırı istek oluşuyor ve diyet sonrasında bu besinlere hücum edilince kilo alınıyor. Üstelik düşük karbonhidratlı diyetlerle yağ dışı dokuların, özellikle de kasların kaybı artıyor. Oysa bir diyette asıl olması gereken, yağ kaybetmek. Kısa zamanda zayıflatmayı vaat eden diyetler, insanları egzersizden de uzaklaştırdığı için zaman içinde kilo almayı destekliyor. 

Yeme bozukluğuna yol açıyor
Moda diyetlerin yan etkileri baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, ishal, kabızlık, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, saç dökülmesi, bazal metabolizma hızında azalma şeklinde ortaya çıkıyor. Daha çok gençlerin uyguladığı bu diyetlerin sık ve bilinçsiz yapılması, kişiyi psikolojik yönden de etkiliyor. Çok sık yapılan çok düşük kalorili diyetler sonucu çeşitli yeme bozukluklarının ortaya çıkması da mümkün. 

Sağlıklı zayıflama nasıl olur?
Uzmanlar, dengeli ve kalorisi çok düşük olmayan bir diyet sayesinde vücuttaki yağın yakıldığını, yağ dışındaki dokuların korunduğunu, besinlerden gelen karbonhidrat ve proteinin vücudun temel ihtiyaçları için kullanıldığını söylüyorlar. Unutmayın, dengeli bir diyette etkin bir zayıflatma periyoduna giriş, diyetin en az 15-20 gün uygulanmasını gerektiriyor. Vücut sıvılarının dengeye ulaşması ve yağ kaybının en yüksek orana çıkması 20 günü buluyor. Sağlıklı bir zayıflama programında dengeli bir diyetle beraber egzersiz de yapılması gerekiyor. Çünkü egzersiz yağların yakılmasını kolaylaştırıyor.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Öncelikle kilo verme psikolojisini tanıyın

Zayıflamanın etkili olması için önemli adımlardan biri de psikolojinin farkındalığıdır. İşte adım adım kilo psikolojisi…

İlk adım; günde kaç saatinizi yemek yemeyi ya da rejim yapmayı, rejimi bırakmayı, rejimi bozmayı düşünerek geçiriyorsunuz gözleyin ve kaydedin…

Günde 15 -18 saat ayakta olan birinin benim gözlemlerime göre günde 15 kez (neredeyse saatte 1 kez hatta çoğunlukla daha da yoğun bir şekilde) yemek yemeyi ya da yememeyi düşündüğünü söyleyebilirim. Yemek yemeyi düşündüğünüz anlarda iç sesinizi takip etmeye başlayın ve bunun için kendinize 3 hafta verin. 

Dikkat etmeniz gerekenler:
*En çok bu iç sesin tonu, vurgulaması,
*Sen ya da ben hangi özne ile size hitap ettiği,
*Olumlu mu olumsuz mu?
*Uzaklaşmacı mı, yaklaşmacı mı?
*Eleştirici mi alaycı mı?
*Kibar mı, motive edici mi, cesaret verici mi?

Bunları iyice takip edin ve dinleyin iç sesinizi…
Böylece yemek yemek veya diyet yapmakla ilgili bu ses, acaba farkında olmadan sizi nasıl etkiliyor. Bunca zamandır iç sesiniz size nasıl davranmış? Sizi bazen uykuda bile rahat bırakmayıp, 24 saat konuşan bu ses nasıl? 

İkinci adım: Yemek yemeye başlamadan önce, yemeğe şöyle bir dikkatlice bakın. Siz en çok çeken yönü ne?
*Kokusu mu, görüntüsü mü?
*Tadımı, bildik oluşu mu, hepsi mi?
*Farklı tatlar mı denemeyi seversiniz?
*Anneniz/eşiniz mi yemeklerinizi pişirir?
*Sadece kendi yemeklerinizi mi tercih edersiniz?
*Hangi lokantalara, tatlılara dayanamazsınız?
*İş, arkadaş, akraba ziyaretlerinde onları kırmamak için, ısrarlara dayanamadığınız için, yemek yediğiniz olur mu? Ne kadar sıklıkta?
*Öğün arası atıştırdığınız, kuru yemişler, çikolatalar, yağlı birçok besin takip ediyor musunuz?
*Akşam yemeği sonrası televizyonun karşısında, farkında olmadan, artık otomatikleşen atıştırmalar, tıkınmalar var mı?
*Bunları gram gram, not alsaydınız nasıl olurdu?

Hiç denediniz mi? Eminim düşündünüz, bu konuda konuştunuz… Hatta bir sürü diyet denemeleriniz de oldu. Ama tek tek, her yediğinizin gramlarını 3 hafta boyunca not alırsanız, farklı bir durumla karşı karşıya kalırsınız. Beyniniz, artık otomatikleşen, yemek yeme davranış kalıbınızın dışında, farklı bir davranış kalıbı uygularsa, en azından 1 hafta ile 3 hafta arasında vücuduna neler girdiğini, saniye saniye takip ederse, farklı bir bakış açısı kazanabilir. Yakamayacağımız kadar kalorileri vücuda yüklemek, sadece sağlığımızı bozmakla kalmaz, estetik açıdan ve psikolojik açıdan da bizleri etkiler, yaşam kalitemizi bozar. Bir deyim vardır; “Bizler yediklerimizden ibaretiz ‘’derler. Ayrıca beynimiz ne yediğimizi unutsa bile, vücudumuz hepsini hatırlar.

Üçüncü adım; Daha çok üzülünce mi, sinirlenince mi, yoksa duygu durumunuz ne olursa olsun, mütemadiyen mi yemek yemek istiyorsunuz? 
Bunu değiştirmek için, beyninizle ve vücudunuzla, bir takım olumlamalarla konuşmaya başlamak nasıl olurdu? Kendinize sorular sorun.
*Yemek yemeden önce, yemek yerken, doyduktan sonra, yemek yemek hissiniz sürekli mi?
*Nereniz sizi yemeğe teşvik ediyor?
*Sürekli karnınız mı kazınıyor? Mideniz mi aç?
*Beyninizde sürekli ‘’ye ya da yeme, yememelisin, diyet yapmalısın, spor yapmadın yine’’ gibi konuşmalar mı geçiyor?

Bütün bunları daha yakından gözlemlediğinizde, dinlediğinizde, takip ettiğinizde gerçekten değiştirmek mi istediğinizi yoksa değiştirmek istiyor’muş’ gibi mi yaptığınızı fark edeceksiniz. Evet, maalesef genelde kabullenmesi zor olsa da, kendisi için yemek yemekten başka bir şeyler yapmayan kişilerle karşılaşıyoruz.

Şimdi bir kez daha düşünün. Sizin iç dünyanızda “yemek yemek” tanımı nedir? Yeryüzünde milyarlarca insanın, kendine özgü özel bir tanımlaması olacaktır. Sizinki hangisi? Nasıl anlamlar yüklemişsiniz yemek yemeye? İçinizde hangi duygular beliriyor bu konudan bahsederken? Kendinize sorar mısınız acaba yemek yemekle ilgili olan bu duygularınızı değiştirme imkanlarınız olsaydı, hangi duygularla değiştirirdiniz? Ya da size benzer duyguları yaşatan, hangi davranış kalıplarını, hangi hobileri yemek yemek kadar isterdiniz? Bunları daha önce hiç düşündünüz mü? Ya da düşündünüz ama uygulamak için harekete geçtiniz mi? Harekete geçmek için önce fark etmek önemlidir. Sonra da, kendimizi olumlamalarla motive ederek, beynimizi, bedenimizi hazırlamak işe yarayacaktır.

Dördüncü ve son adımda, her gün kendinizle randevulaşın. 
En az günde 45 dakika ya da 1 saat telefonların fişini çekerek, bedeninizi ve beyninizi yatağınıza uzanarak, en rahat pozisyonda dinleyin. Spor yapmak, kitap okumak, uyumak vs. buna dahil değil. Çünkü tamamen beynimizi, bedenimizi takip edelim.

Eğer mümkünse 30dakika uzanarak, diğer 30 dakika ayna karşısında bedeninizi izleyerek ve kafanızdan geçen düşüncelerinizi, duygularınızı, bedeninizi inceleyen sizi takip edin. İsterseniz ayna karşısında mayolu egzersizde yapabilirsiniz. Daha da etkili olacaktır. Düşüncelerinizi not aldığınızda, okuduklarınız sizi şaşırtacaktır.

Diyelim ki, o anda aklınıza yaz kıyafetleriz, bikiniler geldi ve sinirlendiniz... Çocuklar, taksitler, aileniz, işler, patronunuz gibi sorunlarınız geldi. Hemen onlara başka bir saate randevu vererek, o zaman dilimini sadece kendinizle geçirin. Bunu 3 hafta uygulayın. Acaba günde sadece 1 saat bile kendinizi incelmiş olarak düşünüyor musunuz? Hayal ediyor musunuz? Görselleştirebiliyor musunuz? Düşünüyorsanız olumlu düşünceler mi, yoksa olumsuzlar mı? Bunları takip edin. Her seferinde olumsuz cümleleri en olumlu haliyle, hayal edip not alın. Diğer saatlerde artık, olumlu kayıtları tekrar edin.

Örneğin, “Evet artık öğün aralarında sürekli atıştırmamam lazım” cümlesi yerine, aynı anlama gelen olumlu bir cümleyi yerleştirin. “Bugünden itibaren, her zaman atıştırmak yerine, sağlıklı ara öğün yemeye hazırım” ya da “Bir şeyler atıştırmak istiyorum ve bunun için meyve veya yoğurt tercih ediyorum” iyi fikir olabilir. “Bunları denemeyi seçiyorum. Ben incelmeyi seçiyorum ve sağlıklı beslenmeye hazırım” gibi cümleler bulmaya çalışın. Beyninizi yeni olumlu alternatiflere hazırlamaya başlayın.

Zorunluluk cümleleri –meli, -malı, -memeli, -mamalı yerine; olumlu şimdiki yada geniş zaman cümleleri kullanarak, harekete geçin.

19 Aralık 2010 Pazar

İyi sonuç için diyet kişiye özel olmalı

Diyet programlarının parmak izleri gibi kişiye özel olması gerektiği, hızlı kilo kayıplarının ölümle sonuçlanabildiği bildirildi.

Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fadime Özgök, çok sayıda kişinin obezite sorunu yaşadığını, diyet programlarının parmak izleri gibi kişiye özel olması gerektiğini, hızlı kilo kayıplarının ölümle sonuçlanabildiğini söyledi.

Acıbadem Hastanesi toplantı salonunda ‘Yoğun İş Temposunda Sağlıklı Beslenebilirsiniz’ konulu konferans veren Fadime Özgök, sağlıklı beslenme gruplarının arasında şekerin bulunmadığını, tüketiminin zorunlu olmadığını kaydetti. Dünyada kilo ilgili en büyük sorunun şişmanlık olduğunu belirten Özgök, kadınlarda yağ dokularının daha fazla olması nedeniyle kilo sorunun da fazla yaşandığını vurguladı.

Çevre ve yaşam biçimiyle ilgili birçok faktörün kilo alınmasına neden olduğunu ifade eden Özgök, sağlıklı beslenme eğitiminin okul müfredatlarında yer almasıyla yaygınlaşmasının sağlanabileceğini söyledi. 

Sağlıklı beslenip, spor yaparak yavaş kilo verilmesinin sağlıklı olduğunu belirten Özgök, “Hızlı kilo kaybettiren diyetleri sağlıklı bulmuyoruz. Vücut dengesini bozan bu diyetler, kas erimesine de neden olduğu için ölümle bile sonuçlanabilir. Bu nedenle her bireyin diyetisyen kontrolünde zayıflaması gerekiyor. Her hafta yarım ile bir kilogram arası Dünya Sağlık Örgütü tarafından da sağlıklı bulunuyor” dedi.

Aç karınla alışveriş yapılmaması önerisinde bulunan Özgök, markete gidilmeden önce bir liste hazırlanmasının da yanlış beslenmenin önüne geçen faktörler arasında yer aldığını söyledi. 

Özgök, masada oturarak yemek yemenin ve lokmaların iyice çiğnendikten sonra yutulmasının da kilo alınmasının önleyeceğini vurgulayarak şu öneriler de bulundu:  “Özellikle televizyon izlerken ve bilgisayar başında gıda tüketilmemesini öneriyoruz. Az ve sık beslenilmeli, öğün atlanmamalı, su ve lifli gıdaların tüketimi de sağlık açısından büyük önem taşıyor. İnternet üzerinden satılan zayıflama ilaçlarıyla ilgili yeterince bilimsel araştırmalar yapılmadığı için kullanılmasını uygun bulmuyoruz.

Zayıflamaya yardımcı kalsiyum

Son zamanlarda kalsiyum ile ilgili yapılan araştırmalarda, kalsiyumun zayıflamaya yardımcı olduğu ile ilgili kanıtlar var.

Yüksek kalsiyum içerikli düşük kalorili diyetle, düşük kalsiyum içeren düşük kalorili diyet deneklere uygulandığında, yüksek kalsiyum grubunun daha fazla zayıfladığı görülüyor.

Vücudumuz için en önemli elementlerden biri kalsiyumdur. Kalsiyum kemiklerimizin ve dişlerimizin ana maddesidir. Vücuttaki kalsiyumun yüzde 99’u bu şekilde bulunur. Yüzde 1’i ise kanda ve yumuşak dokuda bulunur. Dolaşımdaki kalsiyumun başlıca görevi; kanın pıhtılaşmasını sağlamak, eklemleri ve kemikleri onarmak, kalp ritmini düzenlemek, sinir uyarılarının iletimini sağlamak, kasların kasılabilirliğini ayarlamak ve dokuların canlılığının sürdürülmesine katkıda bulunmaktır.

Vücut, kalsiyum dengesini, parathormon adını verdiğimiz bir hormon ile sağlar. Parathormon boynumuzun hemen önünde, tiroid bezlerimizin arkasında yer alan paratiroid bezlerinden salgılanır. Vücut kalsiyumu az ise, parathormon, kalsiyum seviyesini yükseltmek için harekete geçer. Kalsiyum metabolizmasında böbreklerin ve D vitaminin de önemi vardır. 

Bütün insanların, günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak için ortalama 1000 mg kalsiyum alması gereklidir. Bu ihtiyaç gebelik ve süt verme döneminde 1500- 2000 mg’a kadar çıkar. En zengin kalsiyum kaynağı süt, yoğurt, ayran, peynir, hamsi, sardalye, somon balığı, kuru baklagiller, badem, ceviz, brokoli ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerdir. Yeteri kadar kalsiyum almadığımızda, vücudumuz kan kalsiyum düzeyini ayarlamak için kemiklerimizden kalsiyum çalar. Bu da kemiklerimizin erimesine, dişlerimizin zayıflamasına, çürümesine ve diş eti hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olur. 

Kalsiyum eksikliği devam ettiğinde, kaslarımızda kasılma bozuklukları olur ve tekrarlayan kramplar ve kas ağrıları oluşur. Bununla birlikte tırnaklarımızda kırılmalar ve uyku bozuklukları da yaşam kalitemizi bozar. Yapılan bazı araştırmalarda, kalsiyumu uzun süre çok fazla almanın da böbrek taşı riskini artırabildiği görülmüştür. Bu nedenle, böbrek taşı riski olanların günde 1200 mg kalsiyumdan fazlasını almamaya özen göstermeleri doğru olacaktır.

Zayıflamaya yardımcı

Son zamanlarda kalsiyum ile ilgili yapılan araştırmalarda, kalsiyumun zayıflamaya yardımcı olduğu ile ilgili de kanıtlar var. Yapılan bir araştırmada, yüksek kalsiyum içerikli düşük kalorili diyetle, düşük kalsiyum içeren düşük kalorili diyet deneklere uygulandığında, yüksek kalsiyum grubunun daha fazla zayıfladığı gösterilmiş. Özellikle ağırlık kaybının daha çok yağ kitlesinden olması da önemli. 

Kalsiyumun bu şekilde zayıflamayı kolaylaştırıcı etkisinin vücudumuz tarafından sentezlenen kalsitiriol denen hormon düzeyini dengelemesi ve vücudumuzdaki yağların depolanmasının azaltması şeklinde açıklanmaktadır. Özellikle az yağlı süt ürünleri kullanımı ile bu etki artmaktadır. Çünkü sütün yağı azaltılırken kalsiyum oranı değişmemektedir. Dolayısı ile daha az kalori almak mümkün olmaktadır. 

Orta dereceli kalori kısıtlaması yapılan, az yağlı bir diyetin uygulandığı kişiye özel beslenme programında, günde 3 bardak süt tüketimi yeterli olmaktadır. Sütün içindeki kalsiyumun zayıflamayı artırıcı etkisi diğer süt ürünlerinden bir miktar fazladır. Ancak süt yerine yoğurt, ayran, peynir tüketildiğinde de yağ yakımı hızlanmakta, kişilerde daha fazla doygunluk hissi oluşmaktadır.

16 Aralık 2010 Perşembe

Tokluk hissi veren yiyeceklerin listesi

Muhtelif çaylara, zayıflattığı iddia edilen ama faydadan çok zarar veren haplara ihtiyacınız yok!

Uzun süre tokluk hissi veren yiyeceklerle hem sağlıklı beslenmek hem de aç kalmadan kilo vermek mümkün. 

Yumurta: 
Sabah klasik kahvaltıdan vazgeçin. Yumurtanın tamamı proteindir ve önemli ölçüde tokluk hissi verir. İki ince dilim esmer ekmek, az miktarda yağsız peynir ve bir adet haşlanmış yumurta ile edeceğiniz kahvaltı, gün boyunca kendinizi daha tok hissetmenizi ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu proteini almanızı sağlayacaktır.

Kolesterol sadece yumurta sarısında bulunur, bunun yarıdan azı bağırsaktan emilir. Ama unutmayın, haşlanmış yumurtadan söz ediyoruz, tereyağına ya da sucuğun üzerine kırılan yumurtadan değil!

Baklagiller: 
Muhtemelen kolesistokinin diye bir maddeden söz edildiğini hiç duymamışsınızdır. Ama bu madde sindirim sisteminden salgılanır ve vücudun tabii iştah azaltıcısıdır. Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar baklagil tüketiminin bağırsaktan kolesistokinin salgılanmasını arttırdığını ve dolayısıyla iştahı azalttığını buldular.

Fasulye: 
Barbunya, bakla, nohut, mercimek ve benzerlerini yemek kan şekerinizi az yükseltecek, size bitkisel protein ve lifleri sağlayacak, uzun süre tok hissetmenize yol açacaktır. Ama unutmayın, bu gıdaları mümkün olduğu kadar az yağla pişirmek, pilavla karıştırmamak ve suyuna ekmek batırmamak kaydıyla! Bu bakımdan az miktarda zeytinyağı ve sirkeyle hazırlanan fasulye piyazı en iyi seçeneklerden biridir.

Salata: 
Yemekten önce bol yeşil salata yemek, kendinizi doymuş hissetmenizi sağlamanın en kolay yoludur, özellikle de tatil otellerindeki açık büfelerde! Çünkü salatanın hacmi midenizi dolduracağı için salatadan sonra fazla yemek içinizden gelmez.

Ama bu dediklerimiz yeşil salata için geçerli, üzerine de az miktarda zeytinyağı ve sirke gezdirmek kaydıyla.

Yeşil Çay: 
En iyi zayıflama yardımcılarından biridir. Burada faydayı sağlayan kafein değil, yeşil çaydaki ‘kateşinler’ adı verilen ve metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını arttıran antioksidanlardır. Yeşil çay aynı zamanda LDL (kötü) kolesterolü de düşürmeye yardımcı olur. Günde içilecek 1-2 fincan yeşil çay zayıflamanıza yardımcı olacaktır, ama içine şeker atmamak kaydıyla!

Unutmayın, hazırlarken önce suyu kaynatacak, sonra yeşil çayı içine atacak ve 3-4 dakika sonra süzüp içeceksiniz. Yeşil çayda ayrıca yüksek oranda kafein olduğunu ve hassas kişilerde çarpıntı yapabileceğini, ayrıca gece içildiğinde uykuyu kaçırabileceğini unutmayın.

Armut, Ayva ve Elma: 
Armutta, ayvada ve elmada şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olan ve pektin adı verilen, eriyebilen lifler bulunur. Armuttaki ve ayvadaki lif miktarı elmadakinin iki katıdır ve öğün arasında yiyeceğiniz bir orta boy armut veya elma kendinizi tok hissetmenizi sağlayarak hem yemek arasındaki atıştırmaları hem de öğünde yediğiniz yemek miktarını azaltır.

Ancak, özellikle yumuşamış tatlı armutlardan ziyade sert armutlar tercih edilmelidir. Öğün arasında atıştırmak için elma kurusu da pratik bir seçenek olabilir. Ancak tabii ki armut ya da ayva tatlılarından ve elmalı kurabiye ve keklerden özellikle uzak durmalısınız!

Çorba
Çorba göz doyurmak için iyi bir seçenektir. Önden midenizi dolduracağı için yediğiniz yemek miktarını azaltır. Ancak, seçilen çorbanın olabildiğince basit olmasında fayda vardır. Yağsız tavuk suyunun içine rendelenmiş kereviz, kabak, pırasa ve benzeri sebzelerle yapılan çorbalar en iyisidir

Terbiyeli çorbalardan, yağ ve unun birlikte kavrulmasıyla yapılan çorbalardan, bol pirinç veya şehriyeli çorbalardan ve kremalı çorbalardan uzak durmalıdır. Ayrıca çorbanın içine ekmek doğramayın veya üzerine biberliyağ dökmeyin... 

Yağsız Et: 
Yediğiniz yemeğin içinde et olması tokluk hissini artırır. Ayrıca ette ve balıkta bol bulunan ‘lösin’ adındaki amino asit kaslarınızın kalori harcamasını kolaylaştırır. Bu nedenle günde 100- 150 gram kadar yağsız etli düşük kalorili diyetler, eti olmayanlara oranla daha fazla kilo vermenizi ve özellikle de vücut yağlarınızın azalmasını, buna karşılık kaslardan ağırlık kaybı olmamasını sağlar.

Etlerin yağsız olması özellikle mühimdir. Yemeklerinizi ya yağsız kıyma ya da yağsız et ile pişirin. Et veya kıymayı da yağda kavurmayın!

Zeytinyağı: 
Sızma zeytinyağının içindeki omega 6 yağ asitleri kalori yakmanızı kolaylaştırır. Günde bir çorba kaşığı (15 ml.) kadar zeytinyağı almakta fayda vardır. Zeytinyağının çiğ olması daha fazla tercih edilir. En ideal şekli salataların üzerine gezdirmektir.

Yemekleri de yağsız olarak pişirip, piştikten sonra bir kaşık zeytinyağını yemeğin üzerine dökerek karıştırmak da iyi bir yoldur. Ancak, zeytinyağına ekmek banmayın ya da zeytinyağında kızartma yapmayın.

Greyfurt: 
Yapılan bir araştırmada yemekten önce yarım greyfurt yendiği veya bir bardak taze sıkılmış greyfurt suyu içildiği zaman başka bir tedbir alınmasa bile üç ayda 1.5 kg kadar kilo verildiği tesbit edilmiştir.

Bunu diyetle birleştirdiğiniz zaman elde ettiğiniz sonuç daha parlak olur. Greyfurt içindeki fitokimyasallar insülin seviyelerini düşürerek hem iştahınızı azaltır, hem de aldığınız kalorilerin yağ dokusuna gitmek yerine enerjiye dönüşmesine yardımcı olur.

Tarçın
Bir günde alınacak bir çay kaşığının dörtte biri kadar (yaklaşık 1 gram) tarçın, yemek sonrası insülin artışlarını engeller, dolayısıyla çabuk acıkmaya mani olur, ayrıca kandaki şeker, kolesterol ve trigliserid seviyelerini düşürür. Tarçını yemeklerinizin üzerine serpebilirsiniz, özellikle fasulye ve nohut gibi baklagillerle iyi uyuşur.

Bir dilim tam tahıllı ekmek üzerine tarçın ekerek yapacağınız ikindi kahvaltısı akşam yemeğine kurt gibi acıkmanıza mani olur. Tarçını kahvenizin içine de katabilirsiniz ya da kabuk tarçınla bitki çayı yapabilirsiniz. Ancak unutmayın; sütlü tatlılarının üzerine serpilen veya kek ve kurabiyelere katılan tarçından söz etmiyoruz!

Sirke: 
Sirke mide boşalmasını yavaşlatarak hem kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar, hem de yemekten sonra kan şekerinin hızlı yükselmesine mani olur. Dolayısı ile, çorba ya da salatalarınıza ekeceğiniz sirke tokluk hissi verir.

Haşlanmış fasulye, bir kaşık zeytinyağı ve bir kaşık sirke ile hazırlayacağınız bir piyaz veya haşlanmış brokoli ve karnıbahar üzerine dökülecek bir kaşık zeytinyağı ve bir kaşık sirke size sağlıklı bir öğle yemeği sağlayacaktır. Özellikle şekerli ve beyaz unlu gıdaları tüketmekten kaçınamadığınız durumlarda önceden sirkeli bir şeyler yemek kan şekerinin hızlı yükselmesine mani olur.

Kırmızı biber: 
Düzenli olarak acı kırmızı biber tüketmek iştahınızı keser. Japonya’da yapılan bir araştırmada kahvaltıda acı biber yiyen insanların öğle yemeğinde daha az yemek yedikleri görülmüştür.

Acı kırmızı biberin iştah azaltıcı tesirinin içindeki kapsaikin isimli maddeden kaynaklandığı sanılıyor. Dolayısıyla acı kırmızı biber yemek faydalı. Ama bu, acı biberle yapılan kebapların faydalı olduğu anlamına gelmiyor.

Liften Yoğun Kahvaltılık Gevrekler: 
Kahvaltıda yağsız sütle yenen liften yoğun gevrekler, mesela kepekli gevrekler, müsli veya yulaf ezmesi size uzun süren bir tokluk hissi vererek bir sonraki öğünde daha az yemenizi sağlayacaktır.

Üstelik içerdikleri yoğun lif sayesinde hem kabızlığı önler, hem de kan şekerinin aşırı yükselmemesini sağlarlar. Yalnız unutmayın, bu faydalar sadece yoğun lifli diyet gevrekler için geçerli, normal mısır ve buğday gevrekleri için değil... 

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Kalıcı kilo kontrolünün pratik ipuçları

Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmenin vakti geldi...

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. E. Yasemin Sancak anlatıyor...

Kışın giysilerle örtülen fazla kiloların rahatsızlık verdiği bu günlerde, kilolarını verebilmek için acele etmeyin. Kilo kaybı konusunda gerçekçi olun. 1 kilo yağdan vermek için 7000 kalori harcamak gereklidir. Günlük ortalama 500 kalori azaltılarak, haftada ancak yarım kilo verilebilir. Bunun için haftada yarım veya 1 kilo arası kaybı hedefleyin. Haftada 1 kez tartılın.

"Hızlı Zayıflama" sağlığınızı olumsuz etkiler. 5-6 ayda aldığınız kiloları, birkaç haftada vermeye çalışmayın... Nefesinizi tuttuğunuzda, daha derin bir nefes alma ihtiyacı hissedeceğinizi düşünün... Aşırı açlıkla uygulanan diyetler de buna benzer. Sonrasında kilo almanız kaçınılmazdır. Kilo verme hızınız yavaşlarsa moralinizi bozmadan azimle diyetinize uymaya devam edin, hareketinizi artırın. Direnç kırıldığında, kendinizle gurur duyacaksınız.

Mutlaka kahvaltı edin. Geceden düşen kan şekerini dengeleyen, güne başlarken bedensel ve zihinsel fonksiyonlar için çok gerekli olan enerjiyi sağlayan kahvaltıyı asla ihmal etmeyin. Diyetteyken tüm gün tok ve enerjik hissetmek için ana ve ara öğünleri atlamayın.

Tüm besin gruplarından, size uygun dengeli porsiyonlarda tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanın. Karbonhidrat-Protein ayrımı vb. besin gruplarını ayırmak bilimsel değildir. Doğru karbonhidratları seçin. Çok tahıllı, yulaflı veya çavdar ekmeği gibi tam tahıllı ekmekler, beyaz unlu makarna yerine kepekli makarna, beyaz pirinç yerine esmer pirinç veya bulgur daha doğru seçim olacaktır. Yağsız et, yarım yağlı veya yağsız süt ürünleri vb. düşük yağlı besinleri tercih edin. Özellikle dışarıda yemek yerken porsiyon kontrolüne dikkat edin. Yemeği arkadaşınızla paylaşın.

Canınız tatlı istediğinde veya atıştırmalık yiyecek isterseniz, önce büyük bir bardak su veya tatlandırıcı eklenmiş meyve/bitki çayı için. İsteğiniz sürüyorsa, sebze ve meyveler ilk tercih olmalıdır. Süte veya yoğurda tatlandırıcı ve kan şekerini dengeleyen tarçın ekleyerek tüketebilir, içine meyve ekleyebilirsiniz. Yine şekersiz dondurma, şekersiz çikolata veya kalorisi düşük tatlılar da masum atıştırmalar olabilir.

Güneşin olumsuz etkisinden korunmak için yeterli omega-3'ü haftada 2-3 kez, ızgara, buğulama, fırında veya haşlanmış (kızartılmamış) balık tüketerek almak önemlidir. Ayrıca semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, ceviz, fındık vb. kabuklu yemişler de omega-3 içerir.

Özellikle mevsime uygun sebze ve meyvelerden, günde 7-9 porsiyon (en az 5 porsiyon) tüketin. Her renk besinin farklı faydaları olduğundan çeşitliliğe önem verin. Hem vitamin kaybı, hem yüksek kalori alımı, hem de kanserojen madde oluşabilme riski açısından, kızartma yönteminden uzak durun.

Yaz ve kış beslenmesi arasındaki en temel fark sıvı tüketimidir. Metabolik Hızın azalmaması, sindirim, emilim gibi görevlerin yapılabilmesi, hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışması, atıkların vücuttan atılması ve vücut ısısının dengelenmesi için, günde yaklaşık 2,0-2,5 litre su tüketimini ihmal etmeyin. İçeceklerinize şeker eklemeyin. Kaç tane şeker kullandığınızı gözden geçirin. Günde sadece 1 adet küp şeker azaltarak yılda yaklaşık 1 kilo verebilirsiniz...

Daha aktif olun. Günde en az 30 dakika orta şiddette egzersiz yapın. İdeal olan bu miktarı yavaş yavaş artırarak günde 45 dakika - 1 saate ulaştırmaktır. Alışkanlıkları pekiştirmek ve problemleri tespit etmek için bir günlük tutun. Bu sayede, diyetinize uyumunuz ve başarınız artacaktır. Diyetinize harfiyen uymanızı engelleyen durumları ve canınızın istediklerini hafta boyunca tespit edip not alabilir, hafta sonunda ödül olarak en çok istediğinizi seçip, aşırı olmayacak makul porsiyonda tüketebilirsiniz.

Yeterli ve Dengeli Beslenme" bir yapboz gibidir. Hiç bir öneri mucize yaratamaz. Yukarıda saydığım tüm noktalar bu yapboz için önemli parçalardır...

 
Copyright © 2013 MODA DÜKKAN
Design by MODADUKKAN | MODA
    Twitter Facebook Google Plus Vimeo Flickr YouTube